Ülke Yazıları    Anadolu Yazıları    Editör Yazıları    Köşe Yazıları    Modern Batının İlkel Tarihi    Seyahat Fotoğrafları    Nostaljik Kartpostallar    İlginç Seyahat Notları    Dünyadan İlginç Siteler    Şiirler    Fıkralar    Dünyadan İlginç Kanunlar    İlginç Bilgiler    Basit Çince    Göz Yanılmaları    Seyahat Tavsiyeleri    Seyahat Listesi    Havayolu Şirketleri    Uçuş Kodları    Milli Marşlar    Download    Üyelik    Forum    Toplist    Tüm Üyelerimiz    Misafir Defteri    Webmaster Özel    Havayolu Mil Programları
Seyyahamca Video | Seyyahamca Muzik | Video & Muzik & Forum
Üye Girişi:
                                   Yeni Üye Kaydı
Anasayfa Yazılar Fotoğraflar Eğlence Tavsiyeler Üye İşlemleri SeyyahForum
Kullanıcı Adı: Şifre: E-Posta:
ANADOLU YAZILARI

Bir Anadolu Gezisi Kapadokya

     Asya, Avrupa ve Afrika anakaralarının birleşim noktasında yer alan ANADOLU
’yu gezerken etrafınıza dikkatle bakarsanız, doğal güzelliklerin yanında
farklı şeylerin olduğunu görürsünüz. Anadolu, binlerce yılı içine
sindirmiş, çeşitli medeniyetleri yüreğine sığdırmış, topraklarında yaşayan
insanlara hayat vermiş, ilham vermiştir.İster kuzeyden, ister doğudan,
batıdan ya da güneyden başlayın yürümeye , her yerde bir oluşun,
yükselişin, yıkılışın veya yeniden var oluşun izlerine rastlarsınız.
Gezdikçe onu tanırsınız, anlamaya çalışırsınız. Zaman zaman sevinir,
heyecanlanır, şaşırır, üzülür, hayran kalırsınız Anadolu’ya. Sizleri , tüm
bu duyguları aynı anda hissedebileceğiniz kendinizi başka bir gezegende,
başka bir zaman dilimini paylaştığınızı düşündüğünüz KAPADOKYA’ ya
götürüyorum.
Ankara - Nevşehir arası 276 km.dir. Yolculuğumuza IHLARA Vadisinden
başlıyoruz. Büyük yeryüzü değişikliklerinin oluştuğu üçüncü jeolojik
dönemde, (60 milyon yıl) güneydeki Toros kıvrımlarıyla, kuzeydeki
Lycaonien çöküntü alanı arasında kesintili bir volkanik zincir meydana
gelmiştir. Bu zincirin etki alanında kalan, doğuda Erciyes dağı (Mont
Arge’e) ile batıda Melendiz dağları aynı anda lav püskürmüştür. Erciyes
daği (3916m)
Melendiz dağının en yüksek noktasını oluşturan Hasan dağı (3258m) arasında
kalan bölge yüzlerce metrelik lav tabakası ile kaplanmıştır. Melendiz dağı
lavları, Erciyes dağı lavları ile karışarak dalgalı yaylalar oluşturur.
Dağların tepelerinde ve eteklerinde daha yoğun olan Andezit ve Bazalt türü
sert lav katmanları, daha ileride yerini volkanik tüflere ve kalkerli
beyaz tabakalara bırakmıştır. Bu bölgede kısmen yumuşak olan tabaka
yağmur, rüzgar ve diğer doğa olayları sonucu erozyona uğrayarak peri
bacaları ağırlıklı ilginç bir arazi yapısı oluşturmuştur. Ihlara Vadisi
Hasan Dağı’nın eteğinde olup, bu dağdan akan bazalt ve andezit yoğunluklu
lav tabakası ile kaplanmıştır. Lavlar soğumaya başlarken meydana gelen
çatlak ve çökme sonucu oluşan kanyon yağmur ve rüzgarın meydana getirdiği
erozyonla daha da genişlemiştir. Vadinin içinden akan termal
nitelikli Melendiz çayı hem erozyonu hızlandırmış, hem de tabanı
oyarak daha da derinleşmesini sağlamıştır. Vadi Ihlara’da başlar ve
Selimiye köyünde sona erer. Uzunluğu 14 km.’ dir. Yer yer 110 metre
derinliğe inen vadi içinden akan Melendiz çayı ; Ihlara’dan, Selimiye’ ye
kadar 26 kıvrım yapmaktadır.
Melendiz çayı çevrenin atar damarıdır. Aksaray ve çevresine içme ve sulama
suyu sağlarken, Mamasın barajını besleyen çay Aksaray’ın içinden geçerek Tuz Gölü’ne
ulaşır. Ihlara Vadisi açık hava müzesidir. Müze giriş yerine ulaştığınızda büyük
bir restoran , oto park, seyir terasları ve hediyelik eşya dükkanı gelen misafirler
yardımcı olur.
Vadiye iniş yerinde bulunan pano üzerinde vadinin planını görmek bile insanı
heyecanlandırıyor. Vadiye 382 basamakla inilir. İlk basamaktan itibaren
kendinizi rüyada gibi hissedersiniz. Ayaklarınız basamaklara dokunurken,
kalbiniz son hızla atar ve gözleriniz bu doğa harikasını dakika dakika
beyninize kaydetmeye ve yorumlamaya başlar. Burası nasıl oluşmuş, insanlar
yıllarca burada nasıl yaşamış v.s.... Bundan sonrasını kelimelerle ifade
etmek oldukça zor. Her basamakta kayalardan yeşile doğru kavuştuğunuzu
hissederken acaba aşağıda daha ne güzellikler var diye düşünürsünüz.
Vadinin tepesinden göremediklerinizi tek tek keşfedersiniz. Bu tıpkı
arzın merkezine yolculuk gibidir. Son basamaktan sonra yeşil sizi
kucaklar. Aniden sessizlik içinde şırıldayan nehir, kayalara oyulmuş
kiliseler ve daha ilginci fıstık ağaçlarını fark edince başka gezegene
ışınlandığınızı düşünürsünüz. Merdivenlerin zemine ulaştığı yerde sağa
dönünce sırası ile Ağaçaltı, Pürenli Seki, Kokar Kiliseleri, ırmağın
karşı tarafında Eğritaş, Karanlıklı, Yılanlı Kiliseleri, ahşap köprüden
geçip merdivenli iniş yerinin altındaki kayalara oyulmuş bulunan Sümbüllü
Kilisesi ile yine iniş yerinden başlayarak Belisırma Köyü’ne doğru
giderken Saint Georges, Bahattin Samanlığı, Direkli, Ala, Karagedik
Kiliselerini gezebilirsiniz.
Saint Paul’ un bölgeye gelmesi üzerine hıristiyan dini bu bölgede
hızla yayılmaya başlar. Düşmanlardan korunmak için volkanik kayalara
oyulan yerleşim birimleri ile evler, yer altı şehirleri ve kiliseler
yapılır. Hıristiyan gücünden çekinen Kral Konstantin 313 tarihli Milano
fermanı ile hıristiyanlara dinsel tören yapma özgürlüğü sağlamıştır. Bu
ferman ile erken Hıristiyan sanatı gelişmeye başlar. Hıristiyan
bazilikaları ve vaftiz kiliseleri yapılmaya başlar. (Bazilika: dikdörtgen
planlı, üzeri iki eğimli ahşap çatı ile örtülü, iç mekanı çatıyı taşıyan
iki sıra sütunla uzunlamasına üç nef’e ayrılmış kilise)
(Nef: Bazilikal planlı yapılarda, yapı eksenine paralel uzanan sütun
sıralarının arasında hacimlerin her biri,) Kiliseler zamanla ressam ve
yontucular tarafından süslenmeye başlamıştır. Kiliseler aynı zamanda fresk
tekniği ile de süslenmiştir. Kiliselerin kubbe merkezinde tanrı ve İsa’yı
sembolize eden figürler yer alır.
Nevşehir, Niğde, Aksaray üçgeni arasında kalan bölge Kapadokya diye
adlandırılır.
Anadolu’nun ortasında bulunan ve Ihlara’yı da içine alan Kapadokya
bölgesi, Pers dilinde güzel atlar beldesi (Katpatuka) anlamına gelir.
Bölgede İ.Ö. 1900 yıllarında Hititler egemen olmuş ve küçük şehirler
kurulmaya başlamış. Asurlular ve Mısırlı’larla savaşan Hititler, istiladan
korunmak için bölgedeki kolay yontulabilir volkanik kayaları oyarak
yerleşim birimleri oluşturmuşturlar. İ.Ö. 1200 yılında Firig’lerin
Anadolu’yu istilası sonucu Hitit devleti sona ermiştir. Frig döneminde
kral yolları bu bölgeden geçmiştir. Daha sonra Kapadokya Krallığı kurulmuş
kral Archeluis Aksaray’ı yeniden kurmuştur. Roma ile iyi geçinen kral
İ.S. 17 y.y. kadar hüküm sürmüştür. Hz. İsa’nın peygamberliğini ilan
etmesi ve hıristiyanlık dinini kurması ile yeni bir toplumsal kavga da
başlamış olur. Hıristiyanlığı yaymak amacı ile aziz Paul Kapadokya’ya
gelmiştir. Din karşıtları ile başlayan mücadele ile beraber bölgedeki yer
altı şehirleri artmıştır. (Derinkuyu, Kaymaklı gibi) Böylece dış dünya ile
ilişkisi kesilen yöre halkı üretken olmaktan uzaklaşmıştır. Ihlara Vadisinde
5000 yerleşim birimi ve 105 kilise olduğu bilinmekte. Nüfusu hızla artan
vadide meyvecilik, bağcılık, sebze ve Melendiz çayında balık avlanarak
geçimlerini sağlamışlar. Bölgeye 11 ve 13 y.y. Anadolu Selçukluları egemen
olmuş ve engin hoşgörüsü ile bölgedeki hıristiyanlık en rahat dönemini
yaşamıştır. Vadinin Belisırma ile Yaprak hisar arasında kalan kısımda bir
tıp okulu varmış. Bu okulda mumya dahi yapılırmış. Bu nedenle bölgeye
mumyalar vadisi de denilir. Selçuklu Sultanı ikinci Kılıçarslan Aksaray’ı
aldıktan sonra tıp okulunu Aksaray’a taşımıştır. 13 y.y. Moğollar, sonra
Karamanoğulları egemenliğine giren bölge 1470 yılında Fatih Sultan Mehmet
zamanında Aksaray’ın fethi ile Osmanlı egemenliğine girmiştir. Bölge Dünya
turizmine 1960 yılında açılmış olmasına rağmen hak ettiği payı alamamıştır.
UÇHİSAR, kent merkezine 10 km. mesafededir. Ortahisar’la birlikte bölgenin
doğal kalesi görünümündedir. Bu kale insan eli değil tamamen doğanın
eseridir. Uçhisar’ýı kale olarak kullanımı Hititler döneminde başlıyor.
Bizanslýlar ise Arap akınları karşısında kendilerini korumak için bu bölgeyi
kullanmışlar. Uçhisar’ın tepesine çıkınca manzara karşısında hayretler
içinde kalırsınız. Küçük, büyük binlerce peri bacası kilometrelerce karelik
alana yayılmıştır. Doğa, bir ressam, bir heykeltraş gibi çalışarak insanın
hayal bile edemeyeceği doğa harikasını bize hediye etmiştir. Uçhisar’da
hediyelik eşya satan mağazalar, yöresel ve antika halı dükkanları dikkat
çeker. Güvercinlik Vadisi olarak bilinen vadide kayalara oyulmuş güvercin
yuvaları çok ilginç görüntü oluşturuyor. Bu vadinin hemen karşısında Onix
atölye ve mağazası bulunur. Onix taşı, değişik katmanlardan çıkarılıyor.
Birinci kalite beyaz, ikinci yeşil, üçüncü krem, dördüncü kahverengi,
beşinci siyahtır. Siyah dışında hepsi ışığı geçirir. Mağazada bu
taşlardan yapılmış çok güzel hediyelik eşyalar ve biz bayanlar için
hazırlanmış harika takıları uygun fiyatla bulabilirsiniz.

GÖREME, peri bacalarının içine yerleşmiş 2000 nüfuslu bir kasaba.
Eskiler ‘’Gör eme!’’
yani ‘’ gör emi’’ dermiş. Gerçekten de Göreme’yi gezmeden
Kapadokya gezilmiş sayılmaz. Yörede Hıristiyanlık öncesi dönemden kalan
mezar odalarını kayalar üzerinde görürsünüz. Göreme Açık Hava Müzesi
girişi yanında Meryem Ana kilisesini gezmeden müzeye girmeyiniz. Müze
alanı küçüklü, büyüklü çok sayıda kilise ile keşiş yemekhaneleri
(refektorium) ,mezar odaları, kiler ve mahsen yer alır. Manastırlarda 7.
ve 12.y.y. mimarisini yansıtan eserlere rastlanır. Düz tavanlı,beşik
tonozlu, tek veya üç apsisli,merkezi haç planlı mimariye göre yapılmış
kiliselerin fresklerinde de ikonaklasik (putkırıcılık) çağı resimleri
görülebilir. Eğer sırtlara doğru çıkarsanız Kılıçlar Vadisi ve Aktepe’yi
seyredebilirsiniz. Müzedeki en önemli kiliseler; Kızlar Manastırı ( dört
kat halinde oyulmuþtur.) Elmalı Kilisesi,Azize Barbara Kilisesi (şapel:
küçük kiliseden mescide çevrilmiş), Yılanlı kilisesi, Çarıklı kilisesidir.
ÜRGÜP, Nevþehir’in 20 km. doğusunda Kapadokya’nın önemli yerleşim
merkezidir. Bizans döneminde Osiana (Assiana) , Selçuklularda Başhisar,
Osmanlılarda Burgut Kalesi, Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında Ürgüp adını
alır. Bu bölgenin en modern ilçesi olan Ürgüp’te beş yıldızlı turistik
oteller, şık mağazalar, restoranlar yer alır. Ülkesel ve uluslar arası kongreler
seminerler ve uluslararası şarap festivali yapılır.
AVANOS, Nevşehir’den 18 km. uzaklıkta kuzeyde yer alır. Antik adı
Venessa’dır. Çok sayıda çanak, çömlek atölyesi bulunan ilçede seramik
yapımına Hititler döneminde başlanmıştır. Kızılırmağın getirdiği kırmızı toprak
ve milden elde edilen seramik çamuru, Avanos’lu sanatçıların
yeteneği sayesinde şekil alır. Çömlek atölyesi volkanik oluşum oyularak,
birkaç katlı yapılmış, adı ‘’SIRÇA’’, sahibi Cemil bey. Üst bahçeden içeri
girdik. Bir koridorla atölyenin olduğu alt kata indik. Burada çamur, insan
eli, gözü,sabrı ve yüreği ile şekillenme,fırınlanma,süslenme aşamaları ile
başlıyor yaşam öyküsüne. En zor kısmı süsleme, günlerce veya aylarca minik
bir fırça eşliğinde bezeniyor her parça...Her ailenin kendine ait motif
çalışması bulunuyor. Bu geniı salonda hayat bulan çamur üst katta satışa
sunuluyor. Kilden yapılan çömleği şekillerinden usta elleri izlerken, Cemil
bey bu dizeyi okudu;

‘’Allah seni bir parça topraktan yarattı.
Neden ondan nefret ediyorsun?
Bir parça çamur al.
Ona kendinden bir güzellik ver,
Adı SANAT olsun.’’

ZELVE, Göreme-Avanos’ a 1.5 km. mesafededir. 9. ve 13. y.y.
Hıristiyanlığın önemli yerleşim ve din merkezi olan Zelve’de, Balıklı,
Üzümlü, Geyikli kiliseleri ikonaklasik dönem öncesine aittir. Kapadokya’nın
en güzel manzaralarından biri ile karşılaşırsınız. Peri bacaları sergisinde
büyüklü, küçüklü konik,küt,sivri þekilli peri bacaları sanki elle yapılmış
gibi büyüleyici bir manzara oluşturur. Zelve’de peri bacalarının arasında
gezerken bol sayıda hediyelik eşya alma imkanınız olur. Fotoğraf çekmek
isteyenlere harika kareler sunar. Burada peri bacaları ya tek başına ya da
birbirlerine yaslanmış durumda fotoğraf severlere poz verir. Üç güzeller adı
verilen peri bacası belki bölgede tek. Oldukça yüksek tüf sütunun üstünde üç tane şapkalı peri bacası harika görüntü sunuyor. Ona’’ üç güzeller adını’’ vermişler.
KAYMAKLI YER ALTI ŞEHRİ, Bölgede çok sayıda yer altı şehri (katakomb) var.
Bunlar; Özkonak, Kaymaklı, Derinkuyu, Mazı, Özlüce, Tatlarin. Zamanında
insanlar düşmanlardan kaçmak için yapmış bu şehirleri. Kapalı yer korkusu
olanların gezmemesi öneriliyor. Kaymaklı şehri, 32 katmandan oluşuyor.
Bizans kiliseleri de bu şehirde bulunmakta. Çok dar ve alçak tünellerden
geçilerek katlara iniliyor. Duvarlara tuvalet yapılmış, kutu yataklar
denilen bölmeler ve sıra yapılan alanlar vardır. 40 m.’ lik iletişim ve
hava bacası (şaft) bulunmaktadır. Duvarlarda mum ve yağ kandilleri koymak
için oyuklar yapılmış. Özelikle ilk giriş yeri çok dar yapılmış, düşmanlar
girmesin diye. Galeri geçişleri de çok dar, bazı yerlerden çömelerek
geçilebiliyor. İçeride çok büyük ebatta değirmen taşı bulunmakta, kapı
olarak kullanıldığı düşünülüyor. Tabii burada insanların nasıl yaşadığını,
geçimlerini nasıl sağladığını, düşmanlardan nasıl korunduğunu anlamada
zorluk çekiyor insan.
Dönüş yolunda Tuz Gölü kenarında mola verdik. Tuz Gölü üzerinde yürümek hoş
bir duygu. Biraz ilerleyince ayaklarınızın altındaki tuzların yumuşadığını
hissediyorsunuz. Uçsuz bucaksız beyazlık sizi kucaklıyor. Gökyüzünde güneş
grup halinde yavaş yavaş kayarken sağ tarafda bulunan ay sanki sizi
izliyor. Ankara’ya dönerken, bu rüyanın çabuk bittiğini düşünüyordum.
Hayatta bazı şeyler vardır, kelimelerle ifade edilemez. Kelimeler aracı olsa
da onu yaşamak, hissetmek gerekir. Kapadokya’da öyle bir yer. Doğanın bir
varoluş hikayesi vardır, daha sonra bu hikayeye insanın yaşam ve inanç
macerası karışır. Bu nedenle Kapadokya birkaç sayfaya sığamaz. Onu
yaşamanız, hissetmeniz, ruhunuzun derinlerinde saklamanız gerekir. Eğer
gitmediyseniz , lütfen zaman ayırın, dünyada sadece bir tane olan doğa
harikası KAPADOKYA için.....


NOT: Sizlere sadece gezdiğim yerleri aktara bildim. Daha gezilecek, görülecek
yazılacak çok şey, yer var. O nedenle mutlaka rehberle beraber gezmenizi öneririm. Ayrıca içme suyu ve yemekler oldukça pahalı.
Genellikle fiyatlar dolar kuruna göre ayarlanıyor. Gece eğlencelerine
katılmak isterseniz rehberiniz sizi en güzel mekanlara götürür.<br<
Ihlara Vadisi hakkında daha geniş bilgi için NEŞAT DEMİR’in Ihlara Vadisi
ve Kaya Kiliseleri kitabından yararlanabilirsiniz.
Nurperi Ünsal
23.07.2003


Bookmark and Share

Yazan: İbrahim - Tarih: 23.07.2003 - Puan: 1619 (%59,962962962963) - Yorumlar: (2) - Okunma: 16038 - Oy Ver:

BU YAZIYA YAPILAN YORUMLAR

26.06.2006 tarihinde TUBA �ALI�TIRICI yorumlamış...
Bende gezdim ve g�rd�m NEV�EH�R�N her yerini �rg�p�,avanosu.zelveyi.g�remeyi...ama gezmemin ve g�rmemin yeterli olmad�g�n� anlad�m. Verdiginiz cografi bilgilerlele daha iyi oturdu her�ey yerine ,yaz�n�z i�in te�ekk�rler...
 
27.07.2006 tarihinde M. Oğuz MUCURLUOĞLU yorumlamış...
Kesin ve net bilgilerin bu kadar çekici anlatılması, kişiyi hemen oraya gitme isteğiyle yönlendiriyor.
 

BU YAZIYA SİZ DE YORUM YAPIN!

 
EN ÇOK OKUNAN ANADOLU YAZILARI
1-) Nohut Dürümü (31543 Kere)
2-) Ağlayan Çınar (25323 Kere)
3-) Dünyanın Tepe Noktası (23880 Kere)
4-) Sivas'ın Dağları Kekik Kokar (23782 Kere)
5-) Adım Adım Bursa - 2 (23507 Kere)
6-) Kastamonu Gezisi (18668 Kere)
7-) Adım Adım Bursa - 5 (18212 Kere)
8-) Bir Anadolu Gezisi: Bursa (17022 Kere)
9-) Bir Anadolu Gezisi Kapadokya (16039 Kere)
10-) Antik Çağın Altın Şehri (14018 Kere)

D O W N L O A D
  Seçme MP3'ler
360° İstanbul      
EN FAZLA PUAN ALAN ANADOLU YAZILARI
1-) Sivas'ın Dağları Kekik Kokar (4146)
2-) Dünyanın Tepe Noktası (3405)
3-) Ağlayan Çınar (3371)
4-) Kızıltepe'nin Altındaki Kayıp Şehir (2594)
5-) Adım Adım Bursa - 2 (2006)
6-) Bir Anadolu Gezisi: Bursa (1857)
7-) Bir Anadolu Gezisi Kapadokya (1619)
8-) Kastamonu Gezisi (1608)
9-) Adım Adım Bursa - 5 (1575)
10-) Bursa Bir Küçük İstanbul (1536)

Mail: ali@baylar.com
Seyyahamca.com sitesi 11 Eylul 2000 tarihinden beri sizlerle...

Bu site bir    iştirakidir.