Ülke Yazıları    Anadolu Yazıları    Editör Yazıları    Köşe Yazıları    Modern Batının İlkel Tarihi    Seyahat Fotoğrafları    Nostaljik Kartpostallar    İlginç Seyahat Notları    Dünyadan İlginç Siteler    Şiirler    Fıkralar    Dünyadan İlginç Kanunlar    İlginç Bilgiler    Basit Çince    Göz Yanılmaları    Seyahat Tavsiyeleri    Seyahat Listesi    Havayolu Şirketleri    Uçuş Kodları    Milli Marşlar    Download    Üyelik    Forum    Toplist    Tüm Üyelerimiz    Misafir Defteri    Webmaster Özel    Havayolu Mil Programları
Seyyahamca Video | Seyyahamca Muzik | Video & Muzik & Forum
Üye Girişi:
                                   Yeni Üye Kaydı
Anasayfa Yazılar Fotoğraflar Eğlence Tavsiyeler Üye İşlemleri SeyyahForum
Kullanıcı Adı: Şifre: E-Posta:
ANADOLU YAZILARI

Kızıltepe'nin Altındaki Kayıp Şehir

     Mardinin ilçesi Kızıltpeye derin yolculuk


Mardin’in yüksek ve engebeli konumuna rağmen ilçesi Kızıltepe ona inat bir düzlüğe kurulmuştur. Mardin’in tarihi güzelliklerinin dünyaya parmak ısırtacak kadar çok ve değerli olması ilçelerinin üzerine yönelecek ilgiyi azalmıştır. Kızıltepe tarihi ve kültürel yönleri yerine sosyal problemlerle gündeme gelmiş Mardin ilimizin bir ilçedir.

Ben şehrin tarihin ve kültürüne bir yolculuk yapmanın daha yerinde olduğunu düşünerek sizi Kızıltepe’nin gizemine yolculuğa çıkarmayı düşündüm . Kızıltepe yığma olduğu anlaşılan bir tepenin etrafında şehir şekillenmiştir. Şehir alabildiğine kalabalık ve alabildiğine geri kalmıştır. Mardin ve diğer ilçelerinde bulunan tarihi eserlerin aksine Kızıltepe’de birkaç eser haricinde tarihi esere rastlamak nerede ise imkansızıdır.

İlçenin en eski adı Dunaysır'dır. Daha sonra Koçhisar adını almıştır. Artukoğulları Döneminde gelişme gösteren kasaba bu dönemde Diyarbakır-Musul ve Urfa-Musul yolu üzerinde önemli bir ticaret merkezi olmuş. 1931'de Kızıltepe adıyla ilçe merkezi olmuştur. Mardin’den nüfusu fazla olmasına rağmen Mardin’e yakınlığından dolayı ile olma şansı azalmaktadır.

Kızıltepe sokaklarında dolaştığınızda mevsim yazsa tozdan, mevsim kışsa çamurdan çekeceğiniz var demektir. Ana caddenin üzerinde dizilmiş mağaza ve dükkanların vitrinlerinde diğer şehirlerin vitrinlerinden farklı olarak yöreye ait giysilerin kumaşlarını görmeniz mümkündür. Çok sayıda dükkanın önünde kıyılmış tütün görürsünüz. Tütün, paket sigaradan daha fazla satılmaktadır. Bunun sebebi ağız alışkanlığı ve tütünün paket sigaraya göre daha uygun fiyata gelmesidir. Bir sokak köşesinde tabakasından tününü çıkarıp sigarasını saran bir kadını görmeniz ilk başta sizi şaşırta bilir. Ancak batılı kadınların aksine Kızıltepe’de ki kadınlar arasında sigara içimi çok yaygındır. Özelliklede kaçak tütün içerler.

Kızıltepe’nin halk pazarlarında, şehrin sokak aralarında el tezgahların da seyyar satıcılar yığınladır. Bunun en büyük sebebi işsizliktir. Eline bir araba alan seyyar satıcılık yapar. Pazarlarda el arabaları ile çocuklarda büyük bir iş kolu oluşturmuşlardır. Pazardan alış veriş yapanların poşetlerini el arabaları ile taşırlar. Bütçelerine katkıda bulunmaya çalışırlar.

Kızıltepe’nin pazarlarında canlı tavuk satılmaktadır. Beğenilen tavuklar satıcı tarafından orada hemen kesilerek tüylerinden arındırılır. Canlı tavukları kesip satan dükkanlar bile ara sokaklarda bulunmaktadır.

Arka sokaklara girdiğinizde küçük kerpiç yada taş evlerin önünde ölüme terk edilmiş tankerleri görürsünüz. Her boş arsa tanker mezarlığı olmuş. Irak kapısının açık olduğu dönemlerde az birikimi olan petrol taşımak için tanker almıştır. Ancak kapının kapanması umudunu tankerlere bağlayanları hüsrana uğratmıştır.

Şehirde tüm ülkede olduğu gibi bir planlı şehirleşme olmadığı görülmektedir. Köylerden gelenler buldukları arsaya ev yerine başlarını sokacak bir yer yapmak zorunda kalmışlarıdır.

Şehrin en büyük tarihi kalıntısı Kızıltepe (Koçhisar) Ulu Camiidir. Yapımına Mardin Artukoğulları’ndan Yavlak Aslan tarafından (1184-1200) başlanmış ve kardeşi Artuk Aslan tarafından(1200 ila 1239)da tamamlanmıştır. Kıble duvarına paralel üç nef mihrap önünde iki nef boyunca 9.75 metre çapında tromplu bir kubbe ile kesilmiştir. Caminin iç kısmı, mihrabı ve duvarları zarif oyma işleme yazılarıyla süslenmiştir. Camii kısa bir süre öncesine kadar harabe bir şekilde dururken son yıllarda rest ura edilerek yeniden ibadete açılmıştır. Caminin minaresi olduğu sanılmasına rağmen günümüze bu minareden eser kalmamıştır. 1940’lı yıllarda caminin yıkılan taşları toplanarak emniyet binasının yapımında kullanılmıştır. Taşköprü, Tarassut Kulesi Şahkullubey Kümbeti, Harzem Harabeleri günümüze kadar ayakta kalan tarihi hazinelerdir.

Dikkatimizi çeken ve araştırılması gereken ilginç bir durum var Kızıltepe’de. Tarihi çok eskilere dayanan şehirde sekiz yüz kişilik bir Kızıltepe caminin var olması, bir kilisenin bulunması şehrin yakınların da büyük bir köprünün bulunması şehirde kalabalık bir toplumun yaşadığının en büyük göstergesidir. Ancak nüfusunun fazla olduğunu düşündüğümüz şehirde saydığımız eserlerden başka bir kalıntıya rastlamak imkansıdır. Ne bir ören yeri, ne bir tarihi konak, ne bir çarşı hiç birisinin izine rastlamak nerede ise imkansız ve o derecede şaşırtıcıdır. Sekiz yüz kişilik ve devrinin en büyük camilerinden birisinin etrafında hiçbir kalıntıya rastlanmaması tarihi dokunun sahipsizlikten yıkıldığı ve talan edildiği gerekçesi ile açıklanamayacak kadar basit değildir.

Tarihi kalıntılar ne kadar tahrip edilirse edilsin, ne kadar yağmalanırsa yağmalansın mutlaka harabede olsa bazı kanıtların kalması gerekmektedir. Bu garip durumu sahipsizlik ve yağmacılıkla açıklamak biraz zor gibi görünüyor. Şehrin büyük bir felaket geçirmesi, deprem, sel vb ile yok olduğu daha sonra üzerine yeniden bir şehir kurulduğu düşüncesi bende hakim oluyor.

Bu düşüncemize en büyük katkıyı antiarkeologluk yapan definecilerin anlattıkları destek verir gibi. Özellikle şehrin ortasında bulunan şimdi bir askeri birliğin konuşlandırıldığı etrafı tel örgülerle çevrilerek loruma altına alınana tepenin etrafında ev yapanlar, temel kazılarında çok sayıda tarihi eser ve altın gümüş sikkeler buldukları dilden dile dolaşıyor.

Dilden dile dolaşan bir olay daha var ki bu daha ilginç. Tepenin etrafında bir yol yapımı sırasında tepenin içerisine giden dehlizlere rastlanıyor. Geceleyin define avcıları buraya giriyor. Bunların anlattıkları göre tepenin içerisinde çok sayıda yollar çukurlar odalar var.

Düz ovanın içerisinde yükselen bu tepenin yığma bir tepe olduğu kuşkusu herkeste var. Şehrin yüksek bir tepesinin olmaması nedeniyle şehri savunmak için bir kale yapılamamış. Bunun yerine “tepe kale” diyebileceğimiz bir sığınak yapılmış. Sığınağın giriş kapısı ise tepenin hemen altında bulunan kiliseden olduğu iddia ediliyor. İddiaya göre tepenin altında bir şehri saklayacak kadar bir sığınak var. Buranın tek giriş kapısı var oda kilisenin içerisinde bir kapının olması.

Bu iddiaları araştırmak uzmanların ve yetkililerin görevi. Ancak bizim görebildiğimiz bir gerçek var ki; Kızıltepe şehrinin altında bir kayıp kent var. Ve bu araştırılmalıdır.

Şehrin üzerindeki yoksulluk silinmeli, tarihinin arkasındaki sis perdesi aralanmalıdır. Bu yapılmadıkça Kızıltepe üzerindeki sosyal ve tarihi şüpheler devam edecektir.




Bookmark and Share

Yazan: M.aydın Değirmenci - Tarih: 02.01.2004 - Puan: 2594 (%62,2062350119904) - Yorumlar: (2) - Okunma: 13591 - Oy Ver:

BU YAZIYA YAPILAN YORUMLAR

28.09.2006 tarihinde - yorumlamış...
hasan mahir arkadasımıza çok tesekkür ediyorum yazıyı okurken yazar arkadasımın ne kadar da haklı oldugunu görmüş oldum.gerçekten de kızıltepe şehri tarihi birikiminden şuan eser kalmamış bir halde.sadece birkaç tarihi eser var.insan buranın eski ve tarihi bir şehir olduguna inanamıyor. abdulhalim kaplan
 
14.10.2006 tarihinde - yorumlamış...
kızıltepe sel,deprem,felaketler vb..olaylarla yok olmamıştır. Günümüze çok az eser kalmasının sebebi çeşitli dönemlerde çeşitli devletler tarafından yapılan istila ve yağmalardır. bunlardan bazıları ; <br>1183- Musul atabeyi İzzettin Mesut,Ahlat hakimi II. Sökmen ve Artuklu Kutbettin İlgazi meşhur İslam hükümdarı Selahattin Eyyubi’ye karşı Harzem’de (Mardin-Kızıltepe arasında Eroğlu köyü.VI.yy.da Bizans’ın doğu sınırını koruyan bir kaleydi.Artuklular burayı imar etmiş tir) birleştiler. Ancak birleşik kuvvetler Sellahattin’in Haran’a çekildiğini duyunca dağıldılar. Selahattin Eyyubi yola devam ederek Harzem’de birkaç gün kaldı.Harzem havalisinin hükümdarı Kara Arslanoğlu Nureddin Muhammet Selahattin ile birleşti. <br> 1185- Anadolu’ya yapılan bir Türkmen istilası sonunda mahalli hükümdarlar memleket lerinin harap olduğunu görerek Türkmenlere karşı mücadeleye giriştiler.Bu istila ve savaşlar dan sonra müthiş bir kıtlık başladı.Yalnız Şabahtan ve Dunaysir’de satılan kız ve erkek kölelerin defterlere göre sayısı 22.000di. <br> 1205- Artuk Arslan Ahlatı alma hazırlığındaydı.Eyyubi melik Adilin oğlu melik Eşref, Artuk Arslan’ı bu teşebbüsten vazgeçirmek için Koçhisar’ı istila ve yağma edip döndü. <br> 1226- Melik Eşref Harran,Düneyser,Mardin’e varıp tahribatta bulundu. <br> 1231- Yassı çemen savaşında Selçuklu Sultanı Alaadin Keykubat’a yenilen Harzemşah’ ın arkasından Moğollar Anadolu’ya girdiler Mardin bölgesini yağma ettiler.Artuk Arslan ve Koçhisar halkı Mardin kalesine sığındı. <br> 1236- Eyyubilerin başı ve Mısır-Suriye hükümdarı Melik Kamil,Artuklu hükümdarı Artuk Arslanın memleketine yürüdü.Ona ait olan Koçhisar şehrini cami müstesna tahrip etti. <br>Havalinin halkını esir ve mallarını yağma etti.Melik Artukluların bu zengin ülkesinden o kadar çok ganimet götürdü ki, Kahire’de güzel bir kadın 50 gümüş dirheme,iyi bir katır 30 dirheme ve bir kuzu da 1 dirheme satıldı. <br> 1257- Moğol İlhanlı hükümdarı Hulagü oğlu Yaşmut’u, Artuklu I.Necmeddin Gazinin hakimiyetindeki Mardin’i zapt etmeye gönderdi. Moğollar bir ara şehri düşürme ümidini ke- since Koçhisar’ı yağma ettiler. <br> 1298- Anadolu’da isyan eden Moğol kumandanları İlhanlı devletini meşgul ederken Memlükler Artuk-ilini istila ettiler.Seyfettin Balabanın gönderdeği ordu Koçhisarı yağma etti. <br> 1315- Memlukların Halep valisi Şehabeddin Karatay bir ordu ile İlhanlılara tabi olan Artukluların memleketine girdi.Mardin ve Koçhisar’ı iki gün yağma etti. <br>
 

BU YAZIYA SİZ DE YORUM YAPIN!

 
EN ÇOK OKUNAN ANADOLU YAZILARI
1-) Nohut Dürümü (31542 Kere)
2-) Ağlayan Çınar (25323 Kere)
3-) Dünyanın Tepe Noktası (23879 Kere)
4-) Sivas'ın Dağları Kekik Kokar (23782 Kere)
5-) Adım Adım Bursa - 2 (23507 Kere)
6-) Kastamonu Gezisi (18668 Kere)
7-) Adım Adım Bursa - 5 (18212 Kere)
8-) Bir Anadolu Gezisi: Bursa (17022 Kere)
9-) Bir Anadolu Gezisi Kapadokya (16038 Kere)
10-) Antik Çağın Altın Şehri (14017 Kere)

D O W N L O A D
  Seçme MP3'ler
360° İstanbul      
EN FAZLA PUAN ALAN ANADOLU YAZILARI
1-) Sivas'ın Dağları Kekik Kokar (4146)
2-) Dünyanın Tepe Noktası (3405)
3-) Ağlayan Çınar (3371)
4-) Kızıltepe'nin Altındaki Kayıp Şehir (2594)
5-) Adım Adım Bursa - 2 (2006)
6-) Bir Anadolu Gezisi: Bursa (1857)
7-) Bir Anadolu Gezisi Kapadokya (1619)
8-) Kastamonu Gezisi (1608)
9-) Adım Adım Bursa - 5 (1575)
10-) Bursa Bir Küçük İstanbul (1536)

Mail: ali@baylar.com
Seyyahamca.com sitesi 11 Eylul 2000 tarihinden beri sizlerle...

Bu site bir    iştirakidir.