Ülke Yazıları    Anadolu Yazıları    Editör Yazıları    Köşe Yazıları    Modern Batının İlkel Tarihi    Seyahat Fotoğrafları    Nostaljik Kartpostallar    İlginç Seyahat Notları    Dünyadan İlginç Siteler    Şiirler    Fıkralar    Dünyadan İlginç Kanunlar    İlginç Bilgiler    Basit Çince    Göz Yanılmaları    Seyahat Tavsiyeleri    Seyahat Listesi    Havayolu Şirketleri    Uçuş Kodları    Milli Marşlar    Download    Üyelik    Forum    Toplist    Tüm Üyelerimiz    Misafir Defteri    Webmaster Özel    Havayolu Mil Programları
Seyyahamca Video | Seyyahamca Muzik | Video & Muzik & Forum
Üye Girişi:
                                   Yeni Üye Kaydı
Anasayfa Yazılar Fotoğraflar Eğlence Tavsiyeler Üye İşlemleri SeyyahForum
Kullanıcı Adı: Şifre: E-Posta:
ANADOLU YAZILARI

Antik Çağın Altın Şehri

     Anadolu, dünyada eski uygarlıkların kurulduğu,yıkıldığı, kaybolduğu ender rastlanan zenginliğe sahip topraklardır. "Kentler uzun yıllarda kurulur, bir anda yok olur" der Seneca. Çeşitli sebeplerden yok olan bu kentler uzun çalışmalar sonucunda yeniden hayat buluyor. Antik çağın altın şehri EFES, Roma'nın küçük Asya eyaletinin görkemli başkenti, erken Hıristıyanlık döneminin en önemli dinsel merkezi, Meryem Ana'nın yaşamının son günlerini geçirdiği, Aziz Paulus'un defalarca ziyaret ettiği ve antik çağın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı'nın yer aldığı SELÇUK ilçesini size tanıtmak istiyorum. Tepede Selçuk Kalesi, sağda hemen kalenin altında Aziz Jean Kilisesi, solda ısabey Camii ve Artemis Tapınağı kalıntıları ile görkemli tarihi bizlere ulaştıran eşsiz turizm beldemizidir.

Efes önceleri, Küçük Menderes Irmağı'nın Ege Denizi'ne dökülen körfezin kıyısında ve Panayır Dağı eteğinde kurulmuş. Küçük Menderes'in getirdiği alüvyonlar limanı doldurunca dağın güney batı yönüne, Bülbül Dağı yamaçlarına taşınmış. Tunç çağları ve Hititler'e ait yerleşimler de bölgede saptanmıştır. Hititler döneminde kentin adı Apasas'dır. M.Ö.1050 yıllarında Yunanistan'dan gelen göçmenlerinde yaşamaya başladığı liman kenti M.Ö. 560 yılında Artemis Tapınağı çevresine taşınmış. Efes'i sırası ile Persler, Sparta Krallığı, Büyük ıskender, Bergama Krallığı, Roma Krallığı, Gotlar ve Selçuklular ele geçirmiştir. Büyük ıskender'in M.Ö. 333'te kenti almasıyla birlikte 50 yıl süren refah dönemini yaşamıştır. Helenistik dönemde en parlak dönemini yaşayan şehir, Roma'nın Asya eyaletindeki en önemli şehirlerinden biri olmuştur. M.Ö. 1. y.y. kent önemli bir ticaret merkezi haline gelmiştir. Efes ve tapınak 262 yılında Gotlar tarafından yıkılmış, bundan sonra eski görkemli günlerine bir daha ulaşamamıştır. Bizans Çağında tekrar yer değiştiren Efes şehri, ilk kez kurulduğu Selçuk'taki Ayasuluk Tepesi'nde yeniden kurulur. 1330 yılında Türkler tarafından alınan ve Aydınoğulları'nın merkezi olan Ayasuluk, 16.y.y. itibaren küçülmeye başlamıştır. 1923 yılında Cumhuriyetin kurulması ile Selçuk adını almıştır.

Efes ören yerinde, Hadrianus Tapınağı girişindeki frizde 3000 yıllık kuruluş kehanetinden şu şekilde söz ediliyor: "Atina kralı Kodros'un cesur oğlu Androklos, Ege'nin karşı yakasını keşfetmek ister. Önce, Delfi kentindeki Apollon Tapınağı'nın kahinlerine danışır. Kahinler ona, balık ve domuzun işaret ettiği yerde bir kent kurulacağını söyler. Androklos bu sözlerin anlamını düşünürken Ege'nin mavi sularına yelken açar. Küçük Menderes (Kaystros) ağzındaki körfeze geldiklerinde karaya çıkmaya karar verir. Ateş yakarak tuttukları balıkları pişirirken, çalıların arasından çıkan domuz balığı kaparak kaçar. Böylece kehanet gerçekleşir ve buraya kent kurulmaya karar verilir. Efes'i gezerken kendinizi zaman tünelinde hissedersiniz. Sokaklarda yürürken, kütüphaneyi, tapınakları gezerken burada kimler yaşamış, yaşantıları nasılmış, bu kocaman taşları, mermerleri nasıl üst üstte yerleştirmişler, hangi teknikle yapılmış, birkaç defa yıkılmasına rağmen nasıl günümüze kadar yaşamayı başarabilmiş diye düşünürsünüz. Sevinçlerin,hüzünlerin, mutlulukların paylaşıldığı bu topraklarda yaşayan insanları merak edersiniz. Her şey yaşanmış ve bitmiştir. Ama izleri bizlere hatta bizlerden sonraki nesillere mesaj vermeye devam edecektir. Bu topraklara yaşam hikayelerini bırakarak ayrılmışlardır. Sizlere kent hakkında kısa bilgiler vermeye çalışacağım. Efes'in tamamını, kenti savunmak amacı ile yapılan duvarlar çevreliyor. Düzgün taş bloklardan iki metre genişliğinde, altı metre yüksekliğinde örülen duvarlar, sık sık kare planlı küçük kulelerle desteklenmiş. Efes limanı tarafında küçük tepe üzerinde görülen kule,diğerlerinden daha büyük ve iki katlıdır. Halk arasında St. Paulus Hapishanesi adı verişmiştir. Sur duvarlar iki kapıdan kente giriş çıkış sağlıyor. KORRESOS KAPISI ve Meryem Ana yolu üzerinde bulunan MAGNESıA KAPISI ; Efes'in 30 km. doğusunda bulunan önemli, eski bir kenttir Magnesia. Kapı Efes'i, Magnesia'ya bağlayan yolun başlangıcında yer alır. "Roma Barışı" döneminde ımparator Vespasianus tarafından üç girişli ve kemerli bir görünüm kazanarak "Onur Kapısına" dönüştürülür. Bu kapının Pion Dağı tarafında bulunan geniş alana yayılmış çok sayıdaki kız heykellerinden dolayı KIZLAR GYMNASIUM'u (Doğu) olarak bilinir. Antik çağda eğitim,spor kurumları olarak yapılan Gymnasiumlar, 6-16 yaş çocuklarının eğitimleri için kullanılıyormuş. Spor,müzik,anatomi,tıp ve hitabet dersleri verilirmiş.

M.Ö.1. y.y. DEVLET AGORA'sı (alışveriş alanı) ticari agoralardan farklı olarak devletin kontrolünde dini,politik,sosyal toplantıların yapıldığı,kararların alındığı kutsal alanda bir de tapınak yer alır. Agoranın kuzeyinde yer alan Stoa, Aguatus döneminde Bazalika' ya dönüştürülmüş, resmi toplantıların ve borsa işlemlerinin yapıldığı yer olan Bazilika ıyon mimarisine ait 3 nefli ve kolonlu bir binadır. Bazilika'nın kuzeyinde bulunan VARıUS HAMAMI, klasik Roma hamam mimarisi tarzında yapılmış, Tepidarium (ılık bölüm), Caldarium (sıcak bölüm)' ün tabandaki sıcak hava künkleri günümüze kadar gelmiştir. ODEİON, küçük bir tiyatro olan yapı M.Ö.5. y.y. 23 oturma sırası ile ortadan ikiye bölünmüş,1400 kişi kapasiteli sahne binası iki katlıdır. Kentin ölümsüzlüğünü simgeleyen, kent ateşinin hiç sönmediği yer PRYTANEİON'dur. Salonun çevresinde tanrı ve imparator heykelleri
sıralanmıştır.

KURETLER CADDESİ,Celsus Kitaplığı'ndan başlayan cadde Panayır ve Bülbül Dağları'nın kesiştiği yerde Devlet Agorasına yönelerek, Herakles Kapısında son bulur. Kentin önemli yapılarının sıralandığı beyaz mermer plakalarla kaplı yolun her iki tarafı dekoratif mozaik tabanlı sütunlu galerilere açılıyor. Sütun aralarını kaideleri hala yerinde duran önemli kişilere ait heykeller yer alır.DOMITIAN TAPINAĞI, antik çağda kentleri için baş rahiplerin gözetim ve yönetim onuruna sahip olmak çok önemlidir. Efes, dört kez sahip olduğu bu onuru korumak için Pergamon (Bergama), Smyma (İzmir) gibi rahipleri ile çatışmıştır. ımparator Domitian adına yapılan 8X13 sütunlu tapınakta bulunan sunak Efes Müzesinde sergilenmektedir.

HERAKLES KAPISI, Roma Çağı sonlarında yapılan kapı Kuretler Caddesi'ni yaya yolu haline getirmiş. Ön cephesinde Kuvvet Tanrısı Herakles kabartması dolayısıyla bu ismi almış. TRAİAN ÇEŞMESİ, M.Ö.102-114 yılları arasında inşa edilmiş, eskiden havuzun ortasında Traian'ın büyük heykeli bulunan çeşme iki katlı ve köşeli bir yapıymış. Sular havuza heykelin altından dökülürmüş.

HADRİANUS TAPINAĞI, Korinth düzenli ve frizlerinde Efes'in kuruluş efsanesi işlenmiş. Kemerin en üst orta kısmında kent tanrıçası "Tyche" büstü bulunmaktadır. Teraslar üzerine inşa edilen çok katlı yamaç evlerde zengin aileler yaşarmış. Evlerin tabanlarında mozaikler, duvarlarda mermer kaplama ve freksler yer alır. Dört bin metrekare alana inşa edilen evlerde ısıtma,
soğutma sistemleri, yemek,oturma, çocuk odaları bulunur.

CELCUS KİTAPLIĞI, Kuretler caddesi ve Mermer Cadde'nin birleştiği yerde Efes'in en önemli anıtsal yapısıdır. M.Ö.105-107 yıllarında Efes'in Asya eyaleti prokonsülü Julius Cesar Polemeanus'un ölmesi üzerine, onun anısına oğlu Aquila tarafından mezar anıtı ve kütüphane olarak yaptırılmış. Kitap ruloları yapı içerisinde duvarlardaki nişlerde saklanıyormuş.

MERYEM KÜLLİYESİ, Meryem Ana adına inşa edilen ilk kilisedir. Efes'te hekim,profesör,rahiplerin ihtisas yaptığı yapı daha sonra ımparator Jüstinyen tarafından kiliseye çevrilmiş.

BÜYÜK TİYATRO, 24.000 kişi kapasiteli antik dünyanın en büyük tiyatrosudur. Sahne yüksekliği 18 mt. bulan sütunlu, üç katlı niş,heykel ve kabartmalarla süslü bir görünümdeymiş. Oturma basamakları üç bölümlüdür.

ARTEMİS TAPINAĞI, antik dünyanın mermerden inşa edilen ilk tapınağı olan tapınak dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilir. Büyüklüğü 105X50 mt. ve ön cephesi diğer Artemis (ana tanrıca) tapınakları gibi batıya dönüktür. Anadolu'nun ana tanrıçası Kybele'nin Efes'e ne zaman geldiği, orada Artemis adıyla kültünün ne zaman başladığı bilinmemekle beraber Kybele'nin çeşitli evreler geçirerek Artemis'e dönüştüğü kabul edilir. 127 sütunlu, ön cephesinin 36 sütunun kabartmalarla bezeli olduğu yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. M.Ö.356 yılında adının tarihe geçmesini isteyen Herostratos adlı bir akıl hastası tarafından yakılmış. Sonra aynı plana sadık kalarak tekrar inşa edilmiş. Tapınağı süsleyen Artemis heykelinin aslı altın,abanoz,gümüş ve siyah taştan yapılmış, bacakları ve kalçaları hayvan kabartmalı bir giysiyle örtülüdür. Vücudunun üst kısmı bereketi simgeleyen 37 memeyle bezelidir. Artemis'siz Efes düşünülemez. O kentin üne kavuşmasında rol oynamıştır. Bu kadar üne ve saygıya sahip olmasının nedenleri ; doğu dinlerinin büyük ölçüde etkisini taşıması ve Anadolu halkına hitap etmesi, Artemis adını alarak Yunan ve Roma dünyasına yani batıya yayılması, bünyesinde birden fazla tanrılık niteliği taşıması olarak görülür. Her derde deva olarak görülen tanrıça Artemis, Hititlerin Kubaba'sının ve Friglerin Kybele'sinin (Sibel) bir devamı olarak görülür. Roma çağında Efes, ıskenderiye'den sonra doğunun en büyük kenti olmuş, nüfusu 200 bini aşmıştır. Bu yüzyılda tarihsel olaylar yaşayan kent, yer sarsıntılarından sonra kentin tekrar onarılması için imparatorlar gayret göstermiştir. ımparator Neron bir karışıklıktan yararlanarak Artemis Tapınağının hazinelerini Roma'ya taşımıştır ama kentin onarımı için gereken para yardımını da yapmıştır. Tiyatronun sahne yüksekliği onun döneminde ilk kez yapılmıştır. Hirıstıyanlık tarihinde sürekli olarak rol oynayan bir kenttir Efes. Yerli halkın çok çeşitli soylardan geldiği bilinmektedir. Lidyalılar, Romalılar, Ermeniler,Museviler gibi. Her birinin kendine ait kültürü,gelenek ve görenekleri vardı ve ulusların kültürel etkilerini ve uygarlıklarını kabul etmekteydiler. Efes'e egemen olan Romalıların yapabildiği değişiklikler şöyledir ; Efes'liler kendi istekleri ile Latince öğrendiler, dinde değişiklik olmamıştır. Eğitim sistemi,yönetim ve hukuk sistemi Romalıların isteklerine uygun olarak ilerledi. Buna karşılık sanatta özgürlük vardı. Ev, dükkan gibi küçük olanları taş ve tuğladan yapılıyor, üstü ahşap çatı ve kiremitle kapatılıyordu. Duvarlarına özel bir sıva (stuk) vurularak üzerine çeşitli resimler yapılıyordu. Tapınaklar, diğer binalar civar köylerde bulunan mermer ocaklarından getirilen mermerle yapılıyor, taş işçiliğinin örnekleri veriliyordu.

YEDİ UYURLAR MAĞARASI; Efes'te Hirıstıyanlığı kabullenmiş pek çok kişi vardı. Ama bunlardan yedisinin yeni dine olan inancı bir başkaydı. Çoğu imparatorun zulmünden korktuğundan dolayı onun emirlerine uyar gibi davranıyorlardı. Fakat bu gençler tek tanrı fikrini kolay kolay terk edemiyorlardı. İlk zamanlar altı kişi olan Efesli gençler, imparatorun verdiği birkaç günlük süre içinde düşündüler, emre uymamaya ve kentten kaçmaya karar verdiler. Yolda sığınacak bir yer ararlarken, çobanla karşılaşırlar. Ona dertlerini anlattıklarında çobanında kendileri ile aynı fikirde olduğunu anladılar. Çobanın bildiği bir mağara olduğunu söylemesi ile yolculuğa hep beraber devam ederler. Panayır Dağı'nın güney tarafındaki mağaraya giderlerken çobanın köpeği Kıtmir, bir türlü peşlerini bırakmaz. O sırada tanrı köpeğe konuşma yeteneği verir ve Kıtmir dile gelerek; " benden korkmayın, ben tanrının ve sizin dostunuzum, siz uykudayken bekçilik yaparım" der. Bunun üzerine mağaraya giderler ve tanrının emriyle yıllar süren derin uykuya dalarlar. (M.S.250) Bir süre sonra olayın farkına varan halk mağaranın kapısını örerek onları ölüme terk eder. Yedi genç bir inanışa göre 200 yıl, başka bir inanışa göre 309 yıl burada uyur. (Kuran'da Kehf suresinde yer alır.) Mağarada ne kadar uyuduklarının farkında değillerdir. Uyandıklarında acıktıklarını hissederler. ıçlerinden Yemliha ekmek almak için köye gider. Giysiler, inançlar değişmiştir. Bir günde herşeyin bu kadar çabuk değiştiğine inanamaz. Üzerinde ımparator Decius'un resmi bulunan 200 yıllık gümüş parayı fırıncıya uzatınca her şeyi yeni öğrenen halk bu öyküyü II.Teoddsius'a anlatırlar. Böylece insanların öldükten sonra tekrar dirilebileceklerine olan inanç doğrulanmış olur. Efes'teki Yedi Uyurlar Mağara'sı (Eshab-ı Kehf) Ortaçağ boyunca sürekli olarak ziyaret edilmiştir.

Malazgirt zaferinden sonra, Türkler büyük bir hızla Anadolu'ya yayılır. Efes ve yöresine Sasa Bey atanır. (1304) Daha sonra Aydınoğlu Beyliği'ni Mehmet Bey adlı bir Türk, Birgi'yi merkez yapar. Sonradan Efes'in değeri anlaşılır ve merkez buraya kaydırılır,beyliğin en önemli limanı olur, Kente "Ayasuluğ" denir. Bu dönemde kentte çok hareketli ticaret gerçekleşir. Cenova'lı ve Venedik'li tacirler kumaş,tahıl,kenevir,balmumu,şarap,şap,gümüş,sabun ticareti yaparlar.

SELÇUK, İzmir - Aydın karayolunun 73. Km'de yer alır. Denize ve 11 km uzunluğundaki altın sarısı kumlara sahip Pamucak plajına 9 km., Efes'e 3 km. uzaklıktadır. Dünya çapındaki antik Efes'e ev sahipliği yapan Selçuk'ta stratejik öneme sahip SELÇUK KEÇı KALESı, dikkat çeken tarihi yapıdır. Bir yamacın tepesine yapılan kale,konumu nedeniyle ele geçirilemeyen, kuşatılması çok zor olan bu kaleyi ele geçirmek isteyenler, bir plan yapıp boynuzlarına şamdanlı fenerler bağlı yüzlerce keçiyi gece karanlığında dağ eteklerine, kaleye doğru sürerler. Kaledeki gözcü ve askerler, keçileri kendilerine yaklaşan yüzlerce kişilik ordu sanarak kaleyi terk ederler. Keçilerin katkısıyla alınan bu kaleye "Keçi Kalesi" adı verilir.

İSABEY CAMİİ, Ayasuluk Tepesinde St. Jean Bazilikası'nın batı yamacında bulunan ısa Bey Camii bir Selçuklu Dönemi yapısıdır. 1375 yılında ısa Bey tarafından inşa ettirilmiş. Selçuk ilçesinde bilinen yedi Türk hamamı vardır. ızmir yolu üzerinden 13 km. uzaklıktaki yol kavşağının doğusunda, bulunan Helenistik Çağa ait ve Anadolu'da bulunan en büyük ve en yüksek mezar anıtı BELEVİ MAUSOLEUMU yer alır. Doğu yönünden gelip Ayasuluk Tepesi'ne doğru giden Bizans Dönemine ait SU KEMERLERİ tren istasyonu çevresinde görülebilir. Selçuk'a 7 km. uzaklıkta, 160 dönüm alan üzerinde yer alan Çamlık Buharlı Lokomotifler Açık Hava Müzesi' n de Mustafa Kemal Atatürk, Ege manevraları sırasında Beyaz Özel Treni ile karargahını bu istasyona kurmuştur. 25 adet muhtelif tiplerde TCDD' da hizmet görmüş ve yaşları 50-70 arasında olan Buharlı Lokomotifler sergilenmektedir.

MERYEM ANA EVİ, Hirıstiyanlarca " Panaya Kapulu" olarak da bilinen kutsal yer M.S.4. yüzyılda inşa edildiği sanılmaktadır. Bülbül Dağı'na çıkarken yeşilliklerle bezenmiş dağın etrafını virajlarla dönerek devam eder yol. Bu kutsal yere girişte büyük Meryem Ana heykeli karşılar sizi. Burada arabadan inip, Selçuk ovasını seyretmek çok zevklidir. Arabanızı park ettikten sonra yürüyerek eve giderken sessizlik dikkatiniz çeker. Arada bir duyulan kuş seslerinden başka ses yoktur sanki. ınsanlar büyük bir saygıyla sessiz davranmaya özen gösterirler. ıçinizi tarif edemeyeceğiniz bir duygu kaplar. Bu mistik ortamda etrafınızı dikkatle incelerken, kendinizi sakin, huzurlu, bu sessizlikte neler gizli diye düşünürken bulursunuz. Hz. ısa'nın yakalanıp çarmıha gerilmesinden kısa bir süre önce, annesini arkadaşı ve havarisi olan St. Jean'a teslim etmiştir. Çarmıha gerilme işlemi bittikten sonra Hz. Meryem'in Kudüs'te kalmasını sakıncalı bularak, Efes'e gelen St. Jean, hıristıyanlık dinini yaymak gibi kutsal bir görevi de üstlenmiştir. Hz. Meryem'i kent halkından saklayarak Bülbül Dağı'nda yaptığı bu kulübede saklamıştır. Burası taşla yapılmış küçük iki odadan oluşan bir evdir. Yüz bir yaşına kadar yaşadığı ve burada bilinmeyen bir yerde gömülü olduğu kabul edilir. Burası kötürüm olan ve Türkiye'ye gelemeyen bir Alman rahibenin tarifi üzerine bulunmuş. Vatikan tarafından kutsal ilan edilen Meryem Ana Evi, Hirıstıyanların Hac yeridir. ŞİRİNCE, Selçuk'a 7 km mesafede bulunan eski bir Rum köyüdür. Köyün kuruluşu M.S. 5, yüzyıla kadar inmektedir. Bağlık bahçelik küçük tepelerle çevrili,daracık sokaklarıyla,geleneksel mimarileri korunmuş birbirinden güzel iki katlı, cumbalı eski evleriyle tarihi yaşatmaya çalışan şirince gezilmeye,zamanınız varsa hafta sonunu geçirmeye değer. Burada bir yerlere yetişmeye, her şeyi çabuk çabuk yapmaya gerek yoktur. Sabah erken kalkıp kırlarda yürüyüş yapabilirsiniz. Kahvede sıcak çayla beraber nefis bir kahvaltı ile güne başlayabilirsiniz. Köy halkı mübadele sırasında Rumeli'den getirilmiş. Bağcılık yapıp, kendi şaraplarını kendileri yapmışlar. Zeytinlikleri genişletip zeytinyağı elde ediyorlar. şirince'nin en güzel evi 150 yıllık. Onu keşfeden bir Alman hanım ve tüm orjinalliği korunarak restore ettirmiş. Erdem Pansiyon olarak misafirlerini ağırlıyor. Selçuk-şirince arasında saat başı çalışan dolmuşlar mevcut.

Bunları yapmadan dönmeyin;

- Pamucak plajına uğramadan
- Selçuk'ta çöp şiş yemeden
- Nefis lezzetle tanışmak için şeftalinin ve incirin tadına bakmadan
- Efes Müzesini gezmeden
- şirince şaraplarının tadına bakmadan
- Selçuk Gevekirse Gölü Kuş Cennetini ziyaret etmeden
- Efes'in büyüsüne kapılmadan dönmeyim....


SELÇUK TURıZM DANIŞMA 0-232-892 69 45
SÜRMELı EFES www.surmelihotels.com
HİTİT OTEL www.hititotel.com
ŞİRİNCE;
ERDEM PANSıYON 0-232-898 32 26
NİŞANYAN EVLERİ 0-232-898 31 17
TARİHİ ŞİRİNCE ŞARAP EVİ & RESTAURANT 0-323-898 32 40/41

Not: Efes'le ilgili daha geniş bilgi için EFES'ıN BÜYÜSÜ - SABAHATTıN
TÜRKOĞLU kitabından yararlanabilirsiniz. www.arkeolojisanat.com

Nurperi Ünsal.



Bookmark and Share

Yazan: Uğur Yüceünüvar - Tarih: 09.02.2004 - Puan: 1345 (%55,3497942386831) - Yorumlar: (1) - Okunma: 14017 - Oy Ver:

BU YAZIYA YAPILAN YORUMLAR

27.07.2006 tarihinde M. Oğuz MUCURLUOĞLU yorumlamış...
Tarihi bilgilerin ışığında anlatılan gözlemler oldukça güzel.
 

BU YAZIYA SİZ DE YORUM YAPIN!

 
EN ÇOK OKUNAN ANADOLU YAZILARI
1-) Nohut Dürümü (31542 Kere)
2-) Ağlayan Çınar (25323 Kere)
3-) Dünyanın Tepe Noktası (23879 Kere)
4-) Sivas'ın Dağları Kekik Kokar (23782 Kere)
5-) Adım Adım Bursa - 2 (23507 Kere)
6-) Kastamonu Gezisi (18668 Kere)
7-) Adım Adım Bursa - 5 (18212 Kere)
8-) Bir Anadolu Gezisi: Bursa (17022 Kere)
9-) Bir Anadolu Gezisi Kapadokya (16038 Kere)
10-) Antik Çağın Altın Şehri (14018 Kere)

D O W N L O A D
  Seçme MP3'ler
360° İstanbul      
EN FAZLA PUAN ALAN ANADOLU YAZILARI
1-) Sivas'ın Dağları Kekik Kokar (4146)
2-) Dünyanın Tepe Noktası (3405)
3-) Ağlayan Çınar (3371)
4-) Kızıltepe'nin Altındaki Kayıp Şehir (2594)
5-) Adım Adım Bursa - 2 (2006)
6-) Bir Anadolu Gezisi: Bursa (1857)
7-) Bir Anadolu Gezisi Kapadokya (1619)
8-) Kastamonu Gezisi (1608)
9-) Adım Adım Bursa - 5 (1575)
10-) Bursa Bir Küçük İstanbul (1536)

Mail: ali@baylar.com
Seyyahamca.com sitesi 11 Eylul 2000 tarihinden beri sizlerle...

Bu site bir    iştirakidir.