Ülke Yazıları    Anadolu Yazıları    Editör Yazıları    Köşe Yazıları    Modern Batının İlkel Tarihi    Seyahat Fotoğrafları    Nostaljik Kartpostallar    İlginç Seyahat Notları    Dünyadan İlginç Siteler    Şiirler    Fıkralar    Dünyadan İlginç Kanunlar    İlginç Bilgiler    Basit Çince    Göz Yanılmaları    Seyahat Tavsiyeleri    Seyahat Listesi    Havayolu Şirketleri    Uçuş Kodları    Milli Marşlar    Download    Üyelik    Forum    Toplist    Tüm Üyelerimiz    Misafir Defteri    Webmaster Özel    Havayolu Mil Programları
Seyyahamca Video | Seyyahamca Muzik | Video & Muzik & Forum
Üye Girişi:
                                   Yeni Üye Kaydı
Anasayfa Yazılar Fotoğraflar Eğlence Tavsiyeler Üye İşlemleri SeyyahForum
Kullanıcı Adı: Şifre: E-Posta:
ANADOLU YAZILARI

Adım Adım Bursa - 2

     1.GÜN Bursa’yı üçe ayırmak mümkün : Roma Bursası, Osmanlı Bursası ve günümüz Bursası. Roma Bursa’sı bugünkü hisar, alaaddinbey, alacahırka ve kavaklı mahallelerini içine alan, sınırları surlarla belirlenmiş, yüksek rakımlı olduğundan şehrin her tarafından görülebilen güzel manzaralı bölge . Osmanlı Bursa’sı ise doğuda Yıldırım Darüşşifası ile batıda Hüdavendigar külliyesi arasındaki bölge. Bu bölge aşağı yukarı bir yürüyüş hattında gezilebilir. Bursa için duymuş olduğunuz tüm tanımlar da bu bursa içindir. Yeşil Bursa, Camiler şehri, Çınarlar şehri vs. Gezi için önereceğimiz yerler de bu bursa.
Günümüz bursa’sını ise gezmenize gerek yok zaten osmanlı bursasına ve roma bursasına sızmaya çalışan, kısmen başarılı olmuş zevksiz, üslupsuz beton yığınlarını görüp tanıyacaksınız.
Bursa bir camiler şehridir. Gezi yaptığınız bölge içinde adım başı küçük bir camiye rastlanabilir. Bunların birçoğu benzer camilerdir. Nasılki şimdi yapılan camiler mimari olarak hep birbirinin kopyası ise demekki o dönemde de aynı şey yapılmış. Camilerin kitabelerindeki tarihler aslında ilginç bir şeyi de çağrıştırıyor. Caminin olduğu mahalle de o dönemlerde kurulmuş demekki. Camilerin bir çoğu 15.-16.yy lardan kalma. Yıldırım civarında – ki Osmanlı bursa’sının en dış mahalleleridir – 18.-19.yy camilerine de rastladım. Böyle cami sayısı 120’yi aşıyor.
Bursa bir çınarlar şehridir. Hemen hemen her sokakta veya meydanda ulu bir çınar ağacına rastlayabilirsiniz. Birçoğu da 200-300 yıllık gerçekten görkemli ağaçlardır. Kitaplarda en yaşlıları olarak geçenler ne yazık ki artık sadece birer kabuk görünümündeki Koğukçınar ve Kavaklı çınarı. Duaçınarı ise geçen yıllarda kurudu. Benim gördüğüm en görkemli ağaç Yaycılar çınarı.
Sabah kahvaltısı için önerim Börekçi Şevket’in nefis börekleri ve çay, Ya da yıldırım camisine çıkan caddenin köşesindeki simitçi de olabilir.eğer günlerden Cuma ise burada Pazar kurulur, köylülerin getirdiği nefis meyvalar da kahvaltı için cazip bir seçenek. Yıldırım camisi ve külliyesi civarına göre yüksek bir alanda kurulu. Bütün çevreden görülebiliyor. Eskiden yamaçlarında mezarlar vardı ama şimdilerde pek mezar göremiyorum. Yıldırım camisini bursa’ya gelen Osmanlı padişahları hiç ziyaret etmezmiş. Ta ki 5.Murat’a kadar. Sebebi de Yıldırım’ın esir düşmesiymiş. Yıldırım ile ilgili bir başka hikaye de Karamanoğlu istilasında mezarının açılıp kemiklerinin yakılması. Osmanlı’nın bu gururu dünyaca meşhur padişahının çilesi öldükten sonra da bitmemiş anlıyacağınız. Yıldırım camisinin minaresi de yarımdır. Bir rivayete göre eslir düşünce yapımının devam etmediği bir başka rivayet ise 1855 depreminde yıkıldıktan sonra bir daha yapılmadığı. Çevrede yaşayanlar içinde geceleri yıldırım’ı görenler de var.
Külliyenin biraz daha doğusunda kalan Darüşşifa Osmanlı’nın ilk hastanesi. Şimdi yıldırım belediyesinden biraz üzerinde yolun sağında. Eskiden baruthane olarak kullanıldığı için halk tarafından baruthane diye biliniyor. Şimdilerde restore edilerek yapılış amacına uygun bir şekilde göz hastanesi olarak kullanılmaya başlandı.
Yıldırım camisinden sonra ikinci durak eğer mezarlığın arasındaki yokuşu çıkmayı göze alabilirseniz emirsultan, alamazsanız köhne incirli hamamının sağından karıncaderesine sapmak. Burası doğruca Yeşil caminin yanıdaki şible caddesine çıkıyor. Her ikisi içinde karadavut caddesi takip edilerek İncirli caddesine çıkılmalı. Karadavut caddesi üzerindeki karadavut fırının da ekmeğinin meşhur olduğunu söyleyeyim.
Emirsultan’a gitmeyi ercih ederseniz bir dua etmeden ayrılmayın. Bura’sı bursadaki evliyaların en büyüklerinden Emir Buhari hazretlerinin mekanı. Bursa’nın EyüpSultan’ı diyebiliriz. Düğünlerden sünnetlerde buraya gelinir dualar edilir. Caminin etrafındaki mezarlık ta Bursa’nın ünlülerinin yattığı mezarlık. Zeki müren’in mezarı sıkça ziyaret edilmeye başlanmış bile.
Yeşil Cami bursa’nın sembolu haline gelmiş Yeşil türbe’nin yanında daha sade gösterişsiz kalıyor ancak caminin içine girince hiç de sade olmadığını farkediyorsunuz. Burası Osmanlı’nın en güzel camilerinden biridir. Yeşil civarındaki eski evler şimdilerde birer birer restore edilip turizme kazandırılıyor. Buralarda bir çok otantik eşya bulabilirsiniz.
Yeşilcaminin yanında şehrin doğu kısmına hakim ayrıca uludağı da karşınıa alıp oturabileceğiniz kahvehaneler mevcut. Buralar da bursa’nın en eski kahvehanelerinden.
Yeşil caddesi üzerinden batıya doğru ilerlersek Setbaşı köprüsüne geliyoruz. Setbaşı köprüsü bursanın ünlü derelerinden gökdere üzerindeki üç tarihi köprünün en güneyde olanı. Köprünün güney tarafı dondurmacılar tarafından tutulmuş durumda. Bir tarafında geye bir tarafında mado.Geye ye de gidip oturmak güzel bir keyif ama esas mado’nun sahibi olduğu meşhur mahfel bursanın önemli mekanlarından. Mahfel toplanma yeri anlamına gelen bir kelime. Sanırım 1 asırdır bursalıların ulu çınarların gölgesinde oturup çay eşliğinde keyifli sohbetler yapıp memleketi kurtardıkları mekan. Kurtuluş savaşı zamanında itilafçılar burada toplanırlarmış. Burada bir çay molası iyi gider doğrusu. Tabii yer bulabilirsek. Her daim kalabalık olur çünkü. Köprünün kuzey ayağında bir tarafta belediyenin görkemli kütüphanesi bir tarafta ise yakınlarda restore edilerek bursaya kazandırılan setbaşı prestige sineması . Bu bina da yunan işgalinde karargah olarak kullanılmış. Setbaşı köprüsü üzerinde dikilip söyle uludağa doğru uzanan yemyeşil gökdere vadisi seyredilmeli ama bence derenin karşı tarafına geçmek için biraz daha kuzeyde bulunan Irgandı köprüsü tercih edilmeli. Bu köprü yakın zamanda restore edildi ve eski haline kavuşturuldu. Şimdi kafeleri ve dükkanlarıyla çevresini canlandırması bekleniyor. Bir kaç kafe açılmış bile.
Yeşil caddesi ile setbaşı köprüsü arasında sağlı sollu bursa’nın en leziz baklavalarını üreten pastanelerinin de olduğunu belirtelim. Ender, Çınar bunların başlıcaları. Tabi yol üzerinde yayalara ayrılmış sokak ve ancak bu sokağa girdiğimizde görebileceğimiz bir zamanlar tiyatro olarak da kullanılan harap Ermeni kilisesi de ilgiyi hakediyor. Eğer vaktimiz varsa Umurbey mahallesindeki Araba müzesini de görmeden geçmemeli.
Köprüden sonra şehir merkezine geliyoruz. Sağlı sollu mağazaların arasından geçerek. Meşhur Kebapçı İskender hemen solda bir paralel sokakta. İsteyen öğle yemeği faslına geçebilir. Dikkat: Burası sıradan bir iskender kebapçısı değil: Kebapçı İskender. Bu kebabın patentine sahip olan ailenin restoranı. İskender Kebabının mucidi İskender Ağa’nın oğullarından Süleyman Efendi’nin oğullarının restoranı yani .( Diğer oğlu Nurettin’ın kebapçısı ise Tayyare sinemasının yanında) Gerçi son zamanlarda her yerde şube açtılar, şehrin bir çok yerinde iskender yemek mümkün. Ama yine de burası en çok tercih edileni. Tatil günlerinde kapısında bir kuyruk görmek az rastlanılan bir şey değil. Yaşlıların gelince aradığı süleyman Efendinin Kayhan camisi yanındaki dükkanı ise yok artık.
Sağda cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan resmi kurum binaları var. Şimdi bunlar müze. Bursa hakkında en detaylı bilginin bulunduğu adres. Türkiyede bir ilk aynı zamanda.
Biraz daha ilerleyice Tayyare kültür merkezine ulaşıyoruz. Bu bina da cumhuriyetin ilk yıllarından kalma. Tayyare cemiyeti için ünlü bir mimara(yanılmıyorsan arif hikmet koyunoğlu) yaptırılmış. Ben uzun yıllar sinema olarak kullanıldığını biliyorum. İlk cüneyt arkın filmini ferdi tayfur filmini bu sinemada seyretmiştim. Tayyare’yi geçince ulucami meydanına geliyoruz. İşte burada size serbest zaman. İsterseniz bedestene girip yıllık alışveriş ihtiyacını karşılayın. Kuyumcular, gümüşçüler, eski eşya satanlar, mobilyacılar, yorgancılar, çeyizciler,havlucular, iplikçiler, her nevi giyim eşyası. Dedik ya her şey var. Ne ararsanız var buradaki bedesten ve çevresindeki hanlar, kapalı ve açık çarşılarıyla. 1958 yangınına kadar arasta düzenini korumuş buradaki esnaf. Hala da kısmen o düzeni sürdürüyorlar diyebiliriz.
Bursanın şu anda sağlam kalmış yedi hanı bu bölgede. Kozahan, emirhan, fidanhan, geyve hanı, ipek hanı, pirinç hanı ve tuzhan. Bu bölge etrafındaki cadde kenarlarındaki yüksek apartmanlar nedeniyle şehir silüetinde pek farkedilmiyordu. Şimdilerde bir takım yıkımlarla yaya yolu projeleriyle daha güzel bir hal alıyor.
Ben alışverş yapmak istemiyorum karnım acıktı diyorsanız canınız ne çekiyor diye sorarım size. İskender mi? Kolay. İskender oğlu Nurettin’in eski dükkanı Tayyare binasının yanında. Hamburger türü şeyler mi? Zafer Plaza çok yakın.Sulu yemekler mi?Bi sürü restoran bulabilirsiniz. Izgara mı? Çiçek ızgaranın tam karşısındasınız. Canı köfte isteyenler sadece meraklı bursalıların bildiği bir mekanı söyleyeyim size. Üç köfte. Üç köfte mobilyacılar çarşısına giden İvaz Paşa kapısında hemen girişte. Gösterişsiz küçük bir dükkan. Öğlen vakti yer bulmanız zor.Kuyruk olmazsa şanslısınız. Servisi ilginç. Köftelerinizi yedikçe servis tazeleniyor. Lezzeti güzel ama köftenin yanında getirilen Piyaz,Salata ve yoğurdun tadı da çok güzel. Yemekten sonra sütlü kemalpaşayı da ihmal etmeyin. Her yerde bulamazsınız.
Bir de Akay var. Mantı ve çiğ börekçi size tavsiye edebileceğimiz. Bakırcılar çarşısına girdikten sonra çeşmeyi geçip sağa dönüyorsunuz karşınızda. Mantı veya çiğ böreğinizi yerken duvarda asılı tatarca şiirleri de okuyabilirsiniz. Bu bölgenin orijinal bir yiyeceği de adını verdiğini de söyleyelim “Kayhan usulü pideli köfte”. Servisi iskender kebabı gibi. Pideler üzerinde köfte.Onun üzerinde domates sosu ve yoğurt. Pideli köfte için ise bu bölgede herhangi bir yere gidebilirsiniz. Ama en ünlüleri Gürsulu İdris, Küçüksaray ve Hacıoğlu.
Yok ben yoruldum, şöyle güzel bir çay içme şansım var mı diyorsanız o da var? Kozahan ve Aşıklar kahvesi çok yakınınızda. Tayyare sinemasını geçtikten sonra sağa dönünün, eski belediye binasını geçtikten sonra sağda köylü pazarı var. Köylü pazarının köşesinde neredeyse gizlenmiş bir yer aşıklar kahvesi. Günün hangi saatinde giderseniz gidin bir masa etrafında toplanmış bir kaç aşık bağlama çalarak türkü söylüyorlardır. Çayı da her daim nefistir. Sol tarafta ise bursa’daki en eski cami olan orhan camisinden hemen sonraki dar aralığa girerseniz burası sizi kozahanın küçük avlusuna ulaştırır. Kapıdan girince şehrin bütün uğultusunun, trafiğin bütün gürültüsünün bittiğini hissedeceksiniz. Ancak eskisi kadar sakin değil artık. Oldukça kalabalık.
Bu bölgenin merkezi konumunda bursa’nın en büyük camisi 20 kubbeli ulucami. Eskilerin deyişiyle cami-i kebir. Anlatıldığına göre Yıldırım Bayezit niğbolu savaşı’nın kazanınca 20 tane cami yaptıracağım diye adak adamış. Ancak 20 cami oldukça pahalıya gelmiş. Devrin ulemasından birisine danışmış. 20 kubbeli cami yaptırırsan adağın yerine gelir demiş ulema. O da burayı yaptırmış. Bu caminin yapılışı ile ilgili bir çok efsane var. Örneğin Karagöz-Hacivat efsanesi. Somuncu baba efsanesi.
Ulucaminin içinde bir de şadırvan var. Bir tarihte bir alman bursa’yı iyi bildiğini iddia eden bir bursa’lıya üç soru sormuş. Cami içinde şadırvan neresi? Şadırvan üstünde cami neresi? Şadırvan üstünde minare neresi?Birinci sorunun cevabı Ulucami.. diğer ikisinin cevabını bulmanız için bursa’yı gezmeniz gerekecek.
Heykel ile ulucami arasındaki atatürk caddesi bursanın da merkezi. Kapalıçarşı ve hanlar yolun kuzeyinde kalıyor ama yolun güneyi de uludağ eteklerine kadar eski osmanlının ilginç yerlerine sahip. Bunlar arasında ipekçilik enstitüsü, hünkar köşkü, eski yazma ve basma eserler kütüphanesi sayılabilir. Ama caddeden fazla uzaklaşmadan görebileceğimiz yerler tahtakale ve sağında solunda eski bursa evleri olan inebey sokağı. Tahtakale’de eskiden hal varmış. Şehir büyüyünce hal başka yerlere taşınmış ama orada hala daha çevre köylerden gelip ürünlerini satan köylüler bulabilirsiniz. Ayrıca eski ahşap işhanları, oteller, arabacı hanları da sizlere ilginç gelebilir.
Ulucamiyi geçtikten Çakırhamam mevkiinde yol üçe ayrılıyor. Güneye uludağa doğru giden yolla şehrin yüksek mahallelerine ve uludağ yoluna ulaşırsınız. Kuzeye giden yol ise kaplıcaların bulunduğu çekirge semtine gidiyor. Hafif kuzeye doğru yükselerek giden yol ise tophane yolu. Tophane diye bilinen yer şehir içinde birdenbire karşılaşılan ve şehrin hertarafından görülebilen bir yükselti. Belki de eskiden pamukkale gibi bir yerdi burası. Bu yükseltinin sınırlarında eski bursa surları var. Artık harabe halde olsalar da kendilerini belli ediyorlar. Bu bölge eski bursa. Yani roma bursası. Roma dönemindeki ızgara planı yapısını halen ortapazar caddesi ve kavaklı caddesi ile koruyor. Bu yola döndükten hemen sonra ilk karşılaştığımız soldaki aralık eski hisar kapısı. 100 yıl önceki fotoğraflarda burada bir kapı görülüyor. Şimdi ise sadece duvarları var. Ortapazar caddesi de buradan başlıyan düz yol. Ortapazar caddesine girdikten sonra soldaki ilk yol da kavaklı caddesi. Bu iki caddenin köşesinde çocuk kütüphanesi yer alıyor. Kavaklı caddesinden birazi lerlerseniz yine solda kavaklı camisi ve kavaklı çınarı yeralıyor. Kavaklı çınarı bursada yaşayan en eski çınarlardan. Efsaneye göre bursa’nın fethinin şerefine OrhanGazi’nin çok sevdiği bir gazi-derviş olan Geyikli baba tarafından dikilmiş. Şimdilerde sadece kabuk kısmı kalmış durumda. Biraz daha ilerlerseniz solda bir sokak içinde Üftade camisi yeralıyor. Burası Emirsultan ile beraber bursa’nın en çok saygı gören ulvi mekanları. Sol taraftaki bir çok sokaktan girerek surların üzerine çıkıp bursa fotoları çekebilirsiniz. Kavaklı caddesinin sonu eski yerkapıya ve pınarbaşı meydanına çıkıyor. Eskiden bayramlarda eğlencelerin yapıldığı bu mekan şimdilerde güzel ulu ağaçların altında çaybahçelerinin bulunduğu bir park.
Ortapazar caddesine dönmeyip devam ederseniz Orhangazi ve Osmangazi’nin türbelerinin şehitler abidesinin ve saat kulesinin bulunduğu alana geliyorsunuz. Solda şehrin en hoş eski evlerinin ve sokaklarının olduğu bölge bulunuyor.Ayrıca türbelerin bulunduğu gümüşlü park ta en güzel seyirlik mekan. Yoldan devam edersek solda şehadet camisini geçip biraz yürüdükten sonrasağda çaybahçelerinin olduğu bir bölgeye geliyoruz. Bu bölgede eski Bitinya sarayı varmış. Kalıntıları görülebilir.Bir çok kalıntı da devlet hastanesinin altnda kalmış. 1950’lerdeki inşaatlar sırasında görüp yazanlar var. Bu saray bölgesinden şehrin diğer bölgelerine yeraltı yolları olduğu bursalıların çok konuştuğu şeylerdendir. Kültürpark bölgesinden,Yeşilcaminin altından hatta daha doğuda şükraniye mahallesinden çıkan yolların olduğunu eskiler söyler. Osmanlı sarayı ise Kavaklı caddesinin oralarda imiş ancak şimdilerde herhangi bir kalıntı yok.
Tophane bölgesi eski evleri, dar sokakları ile şehrin eski halini iyi yansıtıyor.bursanın eski halinden bir çok kalıntı da belki evlerin altında bekliyor.
Tophane’nin batı yakasında cilimboz deresi ve Muradiye semti yeralır. Cilimboz deresi ilk sanayi bölgelerinden. Eski ipek fabrikaları burada kurulmuş.Şimdi kullanılmayan bu binalar halen ayakta. Devlete ait olan Fabrikayı Hümayun binası restore edildi ve gençlik merkezi olarak kullanılmayı bekliyor.
Fatihin babası 2.Murat’ın camisi ve külliyesi bu bölgenin merkezi ancak esas ilginç yanı osmanlı’nın en hüzünlü hikayelerini yaratan şehzadelerin de Murat’la beraber yattığı şehzadeler mezarlığı.İnsanın içini bir hüzün kaplamaması mümkün değil burayı gezerken. Cem Sultan ve Şehzade Mustafa daha birçok şehzadeyele beraber burada yatıyor. Muradiye mezarlığının içinde roma tipi mezarlar da görülüyor ama bunlar sonradan mı oraya taşındı yoksa burası eski roma bursa’sının nekropolü müydü bilemiyorum. Caminin hemen yanındaki 17.yy osmanlı evi müzesi ise yıllardır restorasyon nedeniyle kapalı. İnşallah yakında açılır. Bölgede gezilecek yerlerden birisi de Hüsnü Züber’in müze haline getirdiği evi. Burası geçen yüzyılda Rusya konsolosluğu binasıymış. Muradiye’de bursanın eski evlerinin bol olduğu semtlerden.
Eğer akşam yemeği vakti geldi ise külliyenin imaretine kurulu Darüzziyafe restoranında bir ziyafet çekebilirsiniz. Şanslı gününüzde iseniz bir fasıl heyeti de size eşlik edebilir. Vakit gelmemişse külliyenin batısına doğru devam edelim. Şehrin büyük camilerinden Hamzabey camisi ve türbesini gezindikten sonra Atatürk köşkünün köşesinden Çekirge caddesine çıkıyoruz. Bu yol üçüncü osmanlı padişahı Murat hüdavendigar’ın camisinin ve türbesinin de bulunduğu kaplıcaları ile ünlü Çekirge semtine gidiyor. Eskiden Çekirge bir köymüş. Bu yolsa sağı solu köşklerle dolu ağaçlıklı bir köy yolu. Şimdi bu köşklerden birkaçı sağlam. Çoğunun yerini ise büyük apartmanlar almış. Şehrin zengin semtlerinden ve pahalı markaların mağazalarının bulunduğu bir yer burası. Karagözün mezarı, mevlit yazarı Süleyman Çelebi’nin mezarı, ormancılık müzesi, karagöz sanat evi, kükürtlü hamamı, eski kaplıca sağ ve sol tarafta göreceğiniz yerlerden. Murat hüdavendigar’ın camisi ve türbesini gezdikten sonra bahçesinde çay içerken şehri seyredip günün yorgunluğunu atabilirsiniz. Eğer gece bir bara veya eski tip meyhaneye takılmak istiyorsanız geldiğiniz yoldan gerisin geriye yürüyün. Mutlaka takılabileceğiniz bir yer bulursunuz.


Bookmark and Share

Yazan: Sedat Yiğitgüden - Tarih: 05.08.2004 - Puan: 2006 (%58,6549707602339) - Yorumlar: (0) - Okunma: 23507 - Oy Ver:

BU YAZIYA YAPILAN YORUMLAR

BU YAZIYA HENÜZ YORUM YAPILMAMIŞ, İLK YORUMU YAPAN SİZ OLUN!

 
EN ÇOK OKUNAN ANADOLU YAZILARI
1-) Nohut Dürümü (31543 Kere)
2-) Ağlayan Çınar (25324 Kere)
3-) Dünyanın Tepe Noktası (23880 Kere)
4-) Sivas'ın Dağları Kekik Kokar (23783 Kere)
5-) Adım Adım Bursa - 2 (23508 Kere)
6-) Kastamonu Gezisi (18669 Kere)
7-) Adım Adım Bursa - 5 (18213 Kere)
8-) Bir Anadolu Gezisi: Bursa (17023 Kere)
9-) Bir Anadolu Gezisi Kapadokya (16039 Kere)
10-) Antik Çağın Altın Şehri (14018 Kere)

D O W N L O A D
  Seçme MP3'ler
360° İstanbul      
EN FAZLA PUAN ALAN ANADOLU YAZILARI
1-) Sivas'ın Dağları Kekik Kokar (4146)
2-) Dünyanın Tepe Noktası (3405)
3-) Ağlayan Çınar (3371)
4-) Kızıltepe'nin Altındaki Kayıp Şehir (2594)
5-) Adım Adım Bursa - 2 (2006)
6-) Bir Anadolu Gezisi: Bursa (1857)
7-) Bir Anadolu Gezisi Kapadokya (1619)
8-) Kastamonu Gezisi (1608)
9-) Adım Adım Bursa - 5 (1575)
10-) Bursa Bir Küçük İstanbul (1536)

Mail: ali@baylar.com
Seyyahamca.com sitesi 11 Eylul 2000 tarihinden beri sizlerle...

Bu site bir    iştirakidir.