Ülke Yazıları    Anadolu Yazıları    Editör Yazıları    Köşe Yazıları    Modern Batının İlkel Tarihi    Seyahat Fotoğrafları    Nostaljik Kartpostallar    İlginç Seyahat Notları    Dünyadan İlginç Siteler    Şiirler    Fıkralar    Dünyadan İlginç Kanunlar    İlginç Bilgiler    Basit Çince    Göz Yanılmaları    Seyahat Tavsiyeleri    Seyahat Listesi    Havayolu Şirketleri    Uçuş Kodları    Milli Marşlar    Download    Üyelik    Forum    Toplist    Tüm Üyelerimiz    Misafir Defteri    Webmaster Özel    Havayolu Mil Programları
Seyyahamca Video | Seyyahamca Muzik | Video & Muzik & Forum
Üye Girişi:
                                   Yeni Üye Kaydı
Anasayfa Yazılar Fotoğraflar Eğlence Tavsiyeler Üye İşlemleri SeyyahForum
Kullanıcı Adı: Şifre: E-Posta:
ÜLKE YAZILARI

Endonezya - Endonezya

     


Endonezya'yı gidip görmeye değer kılan sadece hoşça vakit geçirilecek bir yer olması değil, aynı zamanda kendine özgü, çok-kültürlü, ve doğallığını koruyan bir ülke olarak tanınmayı haketmesidir. Ayrıca Tayland-Singapur-Malezya-Endonezya dörtlüsünün sınırdaş olması ve hepsinin de Türk vatandaşlarına kapıda turist vizesi vermeyi kabul eden nesli tükenen ülkelerden olması bu bölgeye olan cazibeyi arttırıyor.




VİZE : 2000 senesinde Endonezya'da turist vizesi iki aylıktı ve kapıda veriliyordu. Görevli kapıda sizi sözde şöyle bir inceliyor ve belki de Avustralya'ya adam kaçırmadığınıza inandıktan sonra mührü vuruyor.




VARIŞ: Endonezya'ya gelişin en çok tercih edilen iki yolu var. Birincisi en ucuzu Singapur'dan olmak üzere hava yoluyla Jakarta'ya ya da başka büyük şehirlere ulaşmak. İkincisi gene Singapur'dan deniz yoluyla Sumatra adasına ulaşmak , ancak süper lüks otellerin bulunduğu Singapur adalarına gidip orada mahsur kalınmaması gerekiyor. Tercih edilmesi gereken daha uzun fakat Singapursuz (çünkü Singapurun adaları gibi kendisi de çok pahalı) feribot bağlantıları da var : Medan (kuzey Sumatra)- Penang( Malezya) ve Dumai - Melaka (Malezya) gibi.

Sumatra tek başına bile Almanya'dan daha büyük ve ulaşımın bizim standartlarımıza göre çok daha zor olduğu bir ada . Onun için tavsiyemiz , burası her ne kadar gezilmeyi hakediyorsa da, hedefinizi kesin olarak Endonezya'nın diğer adaları olarak belirlemişseniz, o zaman buranın henüz gelişmekte olan ulaşım sistemini göze almayıp hedeflediğiniz yere ya da yakınına uçakla varmanızdır. Sumatra'yı atlamanın ikinci iyi tarafı, yol boyunca, adadaki korkunç orman katliamını seyretmek zorunda kalmayacak olmanızdır.



PARA : Endonezya'da bulunmayı en cazip kılan etkenlerden biri paranın değeridir. Orada bulunduğumuz 2000 senesinde parası ciddi oranda devalue edilmiş durumdaydı, bu nedenle zaten ucuzken daha bir ucuz hale gelmişti. ( Son edindiğimiz bilgilere göre 1998'teki kriz hala etkisini devam ettiriyor) Şu anda bir dolar 8195 rupi değerinde, bununla rahat rahat şunlardan birini karşılayabilirdiniz ; üç öğün yemek , üzerine bir dolar daha koyarak bir gece otelde konaklama , on onbeş dakikalık klimalı taksiyle Jakarta'da yolculuk, orta mesafe otobüs seyahati vs. Ucuzluk ülkenin kendi petrolünü kendinin karşılaması, hammadde kaynaklarının ve işgücünün bol olmasından da kaynaklanıyor olabilir . Tabii bunun yok olan Sumatra ormanlarında görüleceği gibi çok ağır bedelleri de ödenmektedir.... Ne var ki, gene de burada yalnız az para ödemekle kalmaz aynı zamanda (mesela Hindistan'dan farklı olarak) karşılığında kaliteli hizmet ve mal da alırsınız.



DİL : Dünyada öğrenilmesi , yazılması, konuşması vs en kolay dil muhtemelen Endonezya dilidir. Bir kaç haftalık çalışmayla rahatlıkla öğrenilebilir, ayrıca öğretmene de ihtiyaç duymaz. Mesela siz internetteki kaynakları kullanarak yerinizden kalkmadan belli bir seviyeye rahatlıkla gelebilirsiniz. Aslında ülkede sayısız yerel dil konuşulur, sözünü ettiğimiz Endonezya dili insanların birbirleriyle anlaşabilmeleri için yaratılmış Bahasa Endonezya denilen halklar-arası ve resmi devlet dilidir. (gene de Sumatra adasındaki çok önemli bir halk olan Minangkabau 'ların konuştuğu dil Bahasa Endonezya'nın bir dialektidir ve orjinaldir) Türkçe 'ninkiyle çakışan bir alfabeyi kullanır ve Türkçe gibi okunduğu gibi yazılır ( ilginç bir rastlantı). Kolay olması gramerinin inanılmaz basitliğinden gelir. Cümle kurmak için tek yapılması gereken kelimeleri biraraya getirip zamanı belirten bir kelime kullanılması, ve bir iki basit kurala uyulmasıdır. İsmin halleri, ses uyumları , ekler , takılar , erkek-dişi isimler gibi alışılmış dil kurallarının hiçbiri yoktur..... Anlaşılamama gibi bir sorun da sözkonusu değildir... Bu da insana neden diğer halkların karmaşık dilbilgisi kurallarına ihtiyaç duydukları sorusunu getiriyor. Günün birinde uluslararası bir dile ihtiyaç duyulursa bunun için en uygunu herhalde Bahasa Endonezya olacaktır .






GEZİLİP GÖRÜLECEKLER: Bizce ülkenin tamamı gezilip görülmeyi haketmektedir.



İNSANLAR : Hangi topluluktan olursa olsun buradaki insanların ortak noktası dost canlılıklarıdır. Ülkeye geldiğiniz andan itibaren , ta ki ayrılana kadar oldukça meraklı olan Endonezya halkının ilgi odağısınızdır ve sürekli olarak çeşitli sorularla karşılaşacaksınız.


Endonezya adaları büyük bir kültür çeşitliliği barındırır. Sayısız yerel dil konuşulur . Ülke, başta doğusu (Irien Jaya) olmak üzere tümüyle keşfedilmediğinden bilinen dil ve kültür sayısı da artmaktadır. Jakarta'da bazı insanlar gökdelenlerde çalışırken, 1945'te bulunduğu gibi , bir yerlerde insanlar hala taş devrini yaşıyor olabilirler.


Kadınlar: Kadınlar iş yaşamına , pazarcılık , lokantacılık, memuriyet gibi basit şekillerde de olsa çok yoğun şekilde katılırlar ve ülke ekonomik yapısının belkemiğini oluştururlar. Buradaki ülkelerin bizden çok hızlı kalkınmasının sebebi bu olabilir. Tayvan , Tayland gibi ülkelerde kadın yönetici ve girişimci sayısı erkeklerle yarışmaktadır.


Genelde kadınlar toplum içinde ve erkeklere karşı rahattırlar, zira her yerde karar verici konumdadırlar.


Bununla birlikte öncelikler listesinde aile her zaman birinci sıradadır ve kadın erkek bütün Endonezyalıların sanki amacı mutlaka bir aile kurmak ve devam ettirmek gibidir.


Çocuklar : Her zamanki gibi dostcanlısı sevimli arkadaşlarınızdır. Çocuk sayısı çok yüksektir, sekiz çocuklu aileler burada oldukça sıradandır ve bu durum ancak şimdiki nesilde yeni yeni değişmektedir. Bu fakir halkın bunca çocuğu nasıl besleyip büyüttüğü ve hatta çoğunlukla olduğu gibi okuttuğu anlaşılması güç bir olaydır.


.


DİN : Muhtemelen dinin isminden daha önemlisi nasıl algılandığıdır. Buradaki başlıca din olan İslamiyet , yüzlerce yıl süren ve hala başka şekillerde devam eden yabancı hakimiyetine başkaldırının adeta bir sembolü ve Endonezyalı kimliğinin başta gelen parçasıdır. Onun için Müslüman ülkelerden gelen birisinin karşılanışı herkese gösterilen sıcaklıkla birlikte çok anlamlıdır.


Adalar nüfusunun büyük çoğunluğunun yaşadığı yer olan Java, bizdeki Mevleviliğe benzeyen Sufi mezhebindendir. Başka yerlerde Sünni gruplar da vardır ki bunların en önemlisi ulusal kahraman Sukarno'yu yetiştiren Minangkabau'dur.


Din bir toplumu anlamak için çok önemlidir. Bu Endonezya'da heryerdekinden biraz daha zordur. Konuştuğunuz pek çok insan ana-babasının animist olduğunu, kendisinin İslamiyet'i ya da Hristiyanlığı ve kardeşinin de bir başka dini seçtiğini söyleyebilir. Bununla birlikte, insanların bir nesilde animizmi ne kadar unuttukları sorgulanabilir. Aslında bu soru bütün adalar halkı için geçerlidir. Özellikle Java'da animizmin İslamiyet'in yanında yüzlerce yıldır devam ettiğine inanılmaktadır. Bununla birlikte, adı ister animizm, ister islamiyet, ister protestanlık olsun, din Endonezyalı için çok önemlidir ve ona, örnek alınacak şekilde, tüm kalbiyle bağlıdırlar. Bu çok önemli olan ana-babaya ve atalara saygının da bir gereğidir. Bir Endonezyalı, animist olan atasının farklı bir dinden olduğunu düşünmez ve özde onun da aynı Tanrı'ya inandığını kabul eder. Bu en koyu Müslüman olarak kabul edilen Minangkabaular için bile geçerlidir. Ayrıca bir turist için bile olsa, ateizm onların anlayamayadıkları, ve asla kabul edemeyecekleri bir şeydir, onun için sorulduğunda, ki bu çok sık olur, mutlaka bağlı olduğunuz bir din adı vermelisiniz.


İbadetlere verilen önem değişmekle birlikte genelde isteğe bağlıdır ve katı kurallara çok sıkı uyulduğu söylenemez .


Camiler oldukça sadedir , genelde dikdörtgen yapıda düz tavanlı, her zaman çok temiz ve gösterişten uzaktır. ( yalnız yeni yapılan dev bir camii böyle gösterişsiz değildir ve halk tuhaf bir biçimde bundan gurur duymaktadır).


Şimdiki gençler arasında namaz gibi ibadetlere verilen önem çok fazladır. Özellikle genç kızların bu konudaki titizliği hayranlık uyandırıcıdır.


İkinci büyük din olan, Bali adasını kaplayan Hinduizm hakkında ise bilgimiz kısıtlı olduğu için fazla bir şey söyleyemeyeceğiz.


Cuma namazları bazı yerlerde bir tören havasında kılınır. Duş alınarak geleneksel kıyafetler giyilir ve camiye varılır. Ortalık hele kılınan bayram namazıysa bir şenlik görünümünü alır



KONUM : Endonezya'nın konumlandırılması biraz karışık olabilir. Bizim nedense batılı terminolojiyle Uzakdoğu diye adlandırdığımız ülkeler grubu içine koyduğumuz Endonezya belki de sadece pusula olarak Uzakdoğu'dadır. Ada halkının hal ve tavırları Uzakdoğulu'nunkine pek benzemez. Mesela Çinliler, Japonlar duygularını ifadelerine yansıtmamaya çalışırken, Endonezyalılar alabildiğine serbest güler, kızar, bağırırlar. (karşı örnek:Taylandlılar gülmezler, gülümserler) Bu onları mesela Japonlardan çok bize benzer yapar, ancak bizden farklı olarak ifade özgürlüğü burada kadınlar için de çok geniştir. İlginçtir ki Endonezyalı'larla aynı kökten gelen, benzer kültürü paylaşan ve yalnız ufak bir su parçasıyla onlardan ayrılan Malezya'nın Müslüman Malayları da bu açıdan Budistlere benzerler.


Adaların kültürü yüzyıllar boyunca yerli halkın Hindistan ve Güneydoğu Asya'dan gelen halklarla karışması sonucu oluşan bir karmaşa ve çeşitliliktir.


Genel olarak yemeklerinin Tayland veya Çin yemekleriyle fazla bir benzerliği yoktur ve genelde pirinçle yenen daha sulu bir malzemeden oluşur (bizdeki kurufasulye-pilav mantığı).



KARŞILAMA:Endonezya'da Türk kelimesi genelde ilk defa duyulur ve hayretle karşılanır. Buna karşılık Arap kelimesini herkes bilir ve onlara büyük hayranlık ve saygı duyarlar. Onun için kendinizi ne kadar tanıtsanız da arapların bir alt türü gibi sınıflandırılmak neredeyse kaçınılmaz ( batılılar da bizi böyle bilmiyorlar mı?). Bununla birlikte batılıları yenen Müslüman futbol takımlarımızın olması durumu değiştirmektedir. Üstelik hacca bile giden yetenekli futbolcularla... (Galatasaraylı Hagi, ya da Hacı !) Araplara beslenen muhabbet gerçekten düşündürücüdür. Bu ulusun İslam'ın (=antiemperyalizm) bayraktarlığını yaptığı sanılmaktadır. Ayrıca Budist kültürde yalnız başına kalan bir halk için araplar okyanusun hemen ötesindeki en yakın dosttur.


Öğrendiğimize göre Türkiye ile ticari ilişkiler kısıtlıymış ve bir iki hammaddeyi kapsıyormuş.


Yabancıların fiziksel özellikleri de adalılar için ilgi kaynağıdır. Genelde kendilerini çok çirkin, yabancıları ise, özellikle Hintlileri çok güzel olarak kabul etmektedirler. Mesela her erkek nedense batılı hemcinsleri gibi sakallarının olmasını çok istemekte, onlara gıpta etmekte.


Oldukça dost canlısı ülke halkının, bir müslümana gösterdiği samimiyet daha bir başkadır. Adeta aileden biri gibi karşılanır. Gerçekten Müslüman olduğunuza dair imtihana çekilebilirsiniz. Zaten bütün Doğu'da olduğu gibi burada da "hangi dindensin" sorusu sıradandır, ve "Müslümanım " cevabı şu anda dünyanın her yerinde, ama en çok Endonezya'da Müslümanlar arasında bir müttefik gibi algılanmanıza yol açar. En azından orada bulunduğumuz 2000 senesi için durum buydu.



EĞİTİM : Dünyanın çoğu yerinde olduğu gibi Endonezya'da da okur-yazarlık oranı, dolayısıyla eğitim seviyesi özellikle kadınlarda Türkiye'dekinden yüksektir. Oysa bağımsızlığını 1950'lerde kazanan Endonezya'nın milli geliri yıllarca süren mucizevi kalkınmaya rağmen şimdilerde ancak Türkiye'ninkinin dörtte biri seviyesine ulaşmıştır.Yani Endonezya'nın bu işe ayıracağı kaynağı yıllardır bizdekinden çok azdı. Ayrıca nerdeyse Avrupa gibi bir kıta genişliğindeki bu ülkenin bir yerinden diğerine ulaşmak da çok zordu. (hala da öyle) İnsanlarının yakın zamana kadar belki de taş devrinde yaşadığı yerlere devlet eğitimi götürme görevini nasıl aksatmadı?.. Buradan çıkarmamız gereken ciddi dersler olabilir...




GİYİM KUŞAM : Oldukça rahat ve serbesttir. Bizdekine benzer, (batılı giyim diye tanımlanıyor) yani bir pantolon-etek ve tişörtle rahatlıkla dolaşabilirsiniz; Hindistan'daki kadınlar gibi sari giyme zorunluluğu ya da Pakistan'daki erkekler için olduğu gibi peştemal kaidesi yoktur. Kadınlar da Türkiye'deki kadar açık giyinebilir ancak Uzakdoğu diye tabir edilen coğrafyada açık kelimesinin tarifi başkadır:2000 yılı için söyleyecek olursak etek boylarına çok fazla dikkat edilmezken, göbeği açık bırakacak giysilere rastlamak neredeyse imkansızdı, böyle birşey oralarda herhalde skandal olurdu. Ayrıca Müslüman Endonezya'da büyük şehirler dışında kadınların askılı giysi veya çok dar (tayt gibi) giysiler giymesi gelenek açısından, erkeklerin şort giymesi (estetik açısından) yadırganabilir.


Tesettürlü diye tabir ettiğimiz giyim tarzı burada yeni yeni ortaya çıkmıştır. Bizdekinin aksine hiçbir geleneğe dayanmaz ve yeni nesil gençlik arasında rağbet görmektedir. Bu kişiler bizdeki üniversite gençliği gibi bu tarzı seçmektedirler yani ana-babalarından gördükleri için ya da telkinlere maruz kaldıkları için uygulamamaktadırlar. Onlara göre bu İslam'ın gereğidir ve İslam da hayat tarzıdır. Bununla birlikte bu insanlar davranışlarında diğer Endonezyalılar'dan farklı değillerdir, yani oldukça rahattırlar. Geleneksel olarak kadınların serbest olduğu bir toplumda büyüyen bu kuşağın diğer Müslüman ülkelerde bu giyim tarzıyla özdeşleşen kadınlara yönelik kısıtlamalardan haberleri olmadığı gibi yaşamadıkları için hayal etmeleri de imkansız gibidir.



GÜNDELİK YAŞAM : Sabah saat altıda (namaz kılanlar daha erken) kalkılır ve duş almadan güne başlanmaz (onlara göre bu da İslam'ın gereğidir). Kahvaltı Çinlilerinkine benzeyen bir çorba olabilir. Saat yedide bazı işyerlerinin açılması şaşırtıcı değildir. Akşama kadar, sıcağa rağmen öğlen yemeği hariç ara vermeden çalışılır. Yemekler sokak satıcılarından atıştırılabilir. Akşam tembellik yapmaya müsaade vardır. Bu saatlerde gençlerin ellerinde gitarlarla kapı önlerinde arkadaşlarına konser vermeleri adetten gibidir. Zaten burada gitar , bizdeki saz ya da bağlamanın yerini almış gibidir, ve bir yabancı bile olsanız gitarı tıngırdatamamak neredeyse ayıplanır. Nedense televizyona, pek çok kanala rağmen hiç ilgi gösterilmez ve aile oturmalarından sonra saat 10 civarlarında yatılır.



ULAŞIM:Türkiye standartlarına göre güçtür, tehlikeli araç kullanılır, vakit kaybettirir, kimi zaman oturacak yer bulunamayacak kadar kalabalıktır ve bu yüzden kadınlar için caydırıcı olabilir. Endonezya'nın doğal engebeli yapısı nedeniyle yol yapısı çok gelişmemiştir ve tren yolu hemen hemen hiç yoktur. Gemilerde belki birinci sınıfta oturacak-yatacak yer bulunabilir, yoksa merdivenlerde uyuklamak zorunda kalabilirsiniz. Gene de konuksever Endonezya halkı size elinden geldiğince yardımcı olacak, çoğunlukla da yerini verecektir. Jakarta içinde taksi tutmak akıllıca olabilir, çok konforlu ve fiyatları oldukça makuldür. Bu şehir azmanında yayan gitmeyi düşünmeyin, mesafeler çok uzun , havalar çok bunaltıcı, cadddeler ise geçit vermezdir. Diğer şehirlerde ise motorlu ya da insanların kullandığı bisiklet türevlerine mecbur kalabilirsiniz. İnsan gücüyle bir yerden bir yere taşınmak canınızı sıkacak olsa da, bu, adresi bilmediğiniz için bazen tek çaredir ve alacağı bir kaç kuruş sürücüyü çok sevindirecektir. Gideceğiniz yeri bilmeniz durumunda ise çoğu kez yaya olmak tercih edilebilir.



YİYECEK : Endonezya tecrübesinin vazgeçilmez bir parçasıdır ancak kültürü gibi yiyeceklerin de gidip tadılması gerekir. Sokakta yemek bütün Uzakdoğu'da olduğu gibi adettendir ve ayrıca da temizdir. Yemekler oldukça lezzetlidir. Baharatlar Tayland'da veya Hindistan'daki gibi insanı yemekten caydıracak aşırılıkta değilse de , yemekten sonra burnunuzu silmek için bir mendil taşımayı ihmal etmeyin.



POLİTİKA: İyi bildiğimiz, doğrusunu söylemek gerekirse çok ilgi duyduğumuz bir konu değil. Ancak şunlar söylenebilir : Anayasada ne yazarsa yazsın uygulamada laiklik ilkesine uyulduğu gözlenir. Ülkede politik istikrarsızlık uzun süredir devam etmektedir.1998 yılında ülke batılı spekülatörlerin önayak olduğu bir ekonomik bunalıma girmiştir, etkileri henüz aşılmamıştır (benzeri Türkiye'de olan bunalım). Küçük bir bölge olan Doğu Timor bu sıralarda bir şekilde ülkeden ayrılmıştır. Çok etnik yapılı bir ülkede bu gelecekteki dağılmanın habercisi olabilir. Nitekim eskiden beri sorunlu olan Aceh (Sumatranın kuzeyindeki bir etnik yapı) yarası kanamaya başlamıştır. Zaman zaman ülkede Hristiyanlarla Müslümanlar arasında nedeni belirsiz şiddet olayları yaşanmaktadır ve oldukça endişe vericidir.



MİNANGKABAU:Sumatra adasında yaşayan ve toplumdaki önemli rolleri ve ilgi çekici yapıları nedeniyle özel olarak değinilmesi gereken bir halktır. Hem yönetimde (milli kahraman Sukarno Minanglıdır), hem de iş yaşamında ağırlıkları diğer topluluklardan fazladır. İslam'ı ilk benimseyen halklardandır ve Sünni'dirler.


Anasoylu toplum yapısının hüküm sürdüğü dünyadaki birkaç topluluktan biri ya da yegane gelişmiş topluluktur. Bu yapıya göre işlenebilir tarımsal topraklar kadınlara aittir ve gene kadınlara miras yoluyla geçer (edinilmiş olanlar hariç). Bu durumda yapacak iş bulamayan erkekler nesiller boyunca başka yerlere göç etmişler, küçük sermayeli işlere atılmışlar, ve zamanla yaptıkları işleri geliştirerek hatırı sayılır büyüklüğe ulaştırmışlardır. Bugün ekonomiyi adeta ele geçiren Çinlilerin tek rakibidirler.


Anasoylu düzen evlenen erkeğin eşinin ailesinin yanına taşınmasını gerektirir. Bugün dışarıya göç edenler arasında bu gelenek anlamını yitirmişse de bir eyalet olan Minangkabau'da devam etmektedir. Kadınların toprak sahipliğini, dışarı gidip çalışamayacaklarından onlar için ekonomik bir sigorta olarak kabul eden Minanglar bunu kesinlikle İslam'a aykırı görmemektedir. Kimin toprağının geleneklere göre kime geçeceği zaman zaman çok karışık hale gelmekte, bunu, çeteleleri tutan yaşlı bilgeler çözmektedir.



Minang , Endonezya'daki eyaletlerden biridir ve oldukça gelişmiştir (nüfusu 3.5 milyon). Başkenti Bukittinggi görülmeye değer bir şehirdir. Yüksek olduğu için sıcaklık ve nem insanı diğer yerlere göre daha az bunaltır. Bölgede , sünni mezhebi dolayısıyla bir takım şeyler, mesela içki içimi kısıtlanmış durumdadır.


Minangların Adet Evi denen gemi , ya da öküz boynuzunu andıran şekilde bir takım dini- toplumsal törenlerin yapıldığı evleri vardır. Bu evler Minang kültüründe çok önemli yer tutar ve bu kültürün sembolü halini almıştır. Ancak bunların hepsi rahatça farkına varılacağı gibi çok eskidir zira yenileri yapılmamakta mevcut olanlar da genelde yok olmaya terk edilmektedir.


Bukitinggi'ye çok yakın olan Maninjau gölü bir doğa harikasıdır . Buradaki yapılar da yörenin güzelliğine uygun yapılmakta , mesela bir camii, içinde balıkların olduğu bir göletin üzerinde yüzmekte, dağlardan inen sular bu göletten geçtikten sonra göle kavuşmaktadır.


Minangkabau ismi Öküz Zaferi anlamına gelir . Bunun uzun bir hikayesi vardır.


Daha sonra anlatacağımız gibi öküz boynuzu evler Endonezya'nın hemen hemen her tarafında vardır her zaman dini-geleneksel anlamları ifade ederler. Özellikle Tana Toraja denen Sulawesi adasında yaşayan halk halen bunları yapmaya devam etmektedir.



TANA TORAJA: Minangların aksine Hıristiyan olan Tana Torajalar Sulawesi adasının güneyinde konumlanmışlardır , ve geleneklerini (animizm kökenli) büyük ölçüde devam ettirmektedirler. Buradaki adet evleri sayıca çoktur ve zaten pirinç tarlalarıyla olağanüstü olan manzara bunlarla birlikte bir hayal ülkesini andırmaktadır. Yöre halkına göre bu evler pirinç saklamak amacıyla yapılmaktadır ve gerçekten bazılarının altına birkaç çuval pirinç atıldığı görülür ancak dini maksatların ağırlıklı olduğu anlaşılıyor. Tana Torajaların törenleri, özellikle cenaze törenleri görülmeye değerdir ve ziyaretçi kabul etmek adetleri vardır.




ÇİNLİLER : Genelde geçtiğimiz yüzyılda göç etmişlerdir ve çok küçük bir azınlıktırlar. Buna rağmen ekonomik güçleri orantısız derecede fazladır ve belki de bu yüzden 1998 yılında patlak veren kendilerine yönelik şiddet olaylarında zalim bir kıyıma uğramışlardır. Genel olarak Endonezya insanlarıyla kaynaşamadıklarını gözlemleyebilirsiniz.



BATAKLAR: Sumatra'nın kuzeyindeki bir halktır. Genelde hıristiyanlığı seçmişlerdir. Bölgedeki Batı tarzı kiliselerin fazlalığı misyonerlerin bunun için epey uğraştığını düşündürüyor. Geçmişte yamyamlık adetleri varmış. Bu adetin çok eski zamanlarda yabancılar tarafından uğradıkları saldırılara karşı verdikleri bir tepki olduğuna inanılıyor.
Belki de bu yüzden yabancılara karşı biraz daha az dost canlısı olduklarını gözlemleyebilirsiniz ama göreceğiniz konukseverlik her halükarda Endonezya standartlarındadır.


Buradaki Toba Gölü de bir doğa harikasıdır. Gölün çevresinde gene çok sayıda adet evi vardır . Bunların bir kısmı otel-pansiyona çevrilmiştir. Bu evlerin yapımına halen devam edilmekte ve bunlar bölgenin manzarasına olağanüstü bir güzellik katmaktadır.



KALİMANTAN ve IRIEN JAYA : Bunlar nüfusun düşük olduğu medeniyet denilen tek dişi kalmış canavarın henüz yeni yeni gelmeye başladığı tropikal ormanlarla kaplı adalardır. Kalimantan'da orman kıyımı belli bir seviyeye ulaşmıştır. İriyen Jaya ise büyük ölçüde vahşiliğini korumaktadır. Burada halen ilkel yaşam biçimlerini sürdüren avcı-toplayıcı gruplar çoğunluktadır. Ada'da seyahat başlı başına bir maceradır. Derinliklerinde keşfedilmemiş yerler ve halklar olabilir .



BALİ : aslında pek çok insanın Endonezya'ya ayak basma sebebi burasıdır . Halkı büyük çoğunlukla Hindu'dur. Bir zamanlar bütün adalar halkı Hindu olduğu için burada o eski Endonezya kültürünün bir şekilde yaşatıldığı söylenebilir. Gerçekten de bölge kültürel açıdan çok zengindir. Sayısız tapınak, festival , gösteri vs. gerçekten cezbedici ve burayı görülmeye değer kılar . Ancak turizm baskısı çok ağırdır zira her yıl ada nüfusundan çok çok fazlası burayı ziyaret etmektedir. Bölgedeki plajlar da çok ilgi çekici.



FLORES : Ülkenin en doğusundaki İrien Jaya'dan önceki son duraktır. Bu arada , yani Flores'e gelmeden Komodor Adası denen dev bir kertenkelenin yaşadığı bir milli park vardır ki, zaman kaybetmek göze alınarak ziyaret edilebilir. Flores halkının bir yerlerden göç ettirildiği söylenir, gerçekten de ırksal yapıları diğer Endonezyalılardan biraz farklı durur. Çoğunlukla Hristiyanlığı benimsemişlerdir. Buradaki toplumun diğer bölgelere göre biraz daha geri kaldığını gözlemleyebilirsiniz, zaten ekonomik olarak da Java'dan uzaklıkları dolayısıyla şanssızdırlar. İlk durakta, yani gemiden iner inmez adanın güzelliği sizi cezbedecek. Daha içerilere gittiğinizde ülkenin başka yerlerinde görmemiş olabileceğiniz derin vadiler, dev ağaçlar , ve akarsular sizi karşılayacak. İrien Jaya Adası planlarınızda yoksa Flores'in doğusundan Sulawesi'ye gemiyle geçebilirsiniz. Aynı gemi Sulawesinin kuzeyine doğru devam eder ama bu yolculuk beş gün sürebilir ve Endonezya gemilerinin içler acısı hali düşünüldüğünde tavsiye edilmez.



GENEL :

Yanınızda Bulunsun:

Sivrisineklere karşı tüm vücudunuzu kapatacak giysi. Küçük paketlerde, vücuda sürüldüğünde sivrisinekleri uzak tutan sıvılar satılmaktadır ama yine de tedbirli olmakta fayda var.

Buralarda satılmadığı için traşla ilgili araç-gereç, özellikle köpük ya da krem.

Sınırlar:
Endonezya ve Malezya sınır kapılarında giyim kuşamınıza dikkat edin. En azından iyi bir turist gibi (sırtçantası vs.) giyinmiş olmalı. Türk pasaportu maalesef bu coğrafyada da alerjik.



JAKARTA : Muhtemelen Endonezya'nın vahşi yağmur ormanlarından daha vahşi olan bu şehir ancak hakkında sağlam bilgi edinilmişse keyifli bir şekilde gezilebilir.


INTERNET:Oldukça yaygındır.Yeni keşfedilen taş devri adası Mentawai'de bile yerliler tarafından kullanılmaktadır.


Bookmark and Share

Yazan: İhsan Hüzmeli - Tarih: 03.09.2003 - Puan: 1236 (%58,5781990521327) - Yorumlar: (2) - Okunma: 49431 - Oy Ver:

BU YAZIYA YAPILAN YORUMLAR

24.02.2006 tarihinde gürsel talgar yorumlamış...
BU KADAR GÜZEL BİR ANLATIM BEKLEMİYORDUM.TEŞEKKÜRLER
 
06.10.2007 tarihinde oagyar yorumlamış...
Ali abi Endonazya yazın beni biraz daha yaklaştırdı oaraya,ilk hedefim Endonezya olacak inşallah. ancak Türk pasaportuda burada alerji dedin anlıyamadım.Çok uzun kalamam 15 günden fazla ona göre bir plan yapmalıyım. Ökkeş Ağyar - Kahramanmaraş
 

BU YAZIYA SİZ DE YORUM YAPIN!

 
ÜLKE BİLGİLERİ

Endonezya Cumhuriyeti

Yüzölçümü:

  • 1.919.440 km²

  • Nüfusu:
  • 241.973.879 kişi (Temmuz 2005) (Temmuz 2005 tahmini)

  • Başkenti:
  • Cakarta

  • Ülke Sınırları:
  • doğu Timor 228 km, Malezya 1.782 km, Papua Yeni Gine 820 km

  • Sahil Uzunluğu:
  • 54.716 km

  • İklimi:
  • Tropik, sıcak, nemli, yüksek kesimleri daha ılıman

  • Dili:
  • Endonezyaca, İngilizce, Almanca, Cavaca

  • Bağımsızlık Günü:
  • 17 Ağustos 1745

  • Para Birimi:
  • Endonezya Rupiası

  • Milli Marşı:
  • Endonezya ülkesinin milli marşı

  • ÜLKELERE AİT YAZILAR
  • Almanya (4)
  • Amerika (4)
  • Arjantin (1)
  • Arnavutluk (2)
  • Avusturya (3)
  • Bahreyn (3)
  • Belçika (1)
  • Beyaz Rusya (5)
  • Birleşik Arap Emirlikleri (3)
  • Bulgaristan (3)
  • Cek Cumhuriyeti (2)
  • Çin (14)
  • Dubai (1)
  • Endonezya (5)
  • Fas (1)
  • Filipinler (6)
  • Fransa (14)
  • Güney Afrika Cumhuriyeti (3)
  • Güney Kore (4)
  • Gürcistan (1)
  • Hindistan (11)
  • Hollanda (4)
  • Hong Kong (4)
  • Ingiltere (1)
  • Japonya (4)
  • Kamboçya (3)
  • Kazakistan (1)
  • Kırgızistan (1)
  • Kırım (2)
  • Liechtenstein (1)
  • Lübnan (1)
  • Macaristan (2)
  • Makedonya (2)
  • Maldivler (1)
  • Malezya (6)
  • Meksika (2)
  • Monaco (1)
  • Mısır (3)
  • Nepal (3)
  • Pakistan (1)
  • Portekiz (1)
  • Rusya (7)
  • Singapur (7)
  • Suriye (5)
  • Tayland (14)
  • Tayvan (3)
  • Tunus (1)
  • Ukrayna (1)
  • Ürdün (1)
  • Vietnam (2)
  • İran (3)
  • İspanya (4)
  • İsrail (1)
  • İsviçre (2)
  • İtalya (4)
  • Yunanistan (3)
  • EN ÇOK OKUNAN ÜLKE YAZILARI
    1-) Belarus Minsk Hakkında Öğrenmek İstedikleriniz. (105303 Kere)
    2-) Endonezya (49432 Kere)
    3-) Dubai (43805 Kere)
    4-) Beyaz Rusya'da Eğitim Ve Minsk'te Rusça Dil Kursu (30941 Kere)
    5-) Tayland-pattaya (30387 Kere)
    6-) Gülümseyen İnsanlar'ın Ülkesi (25593 Kere)
    7-) Küçük İnsanların Dikey Şehri Hong Kong... (24621 Kere)
    8-) Pattaya (23443 Kere)
    9-) Kiev (23170 Kere)
    10-) Mısır'a Giderken (20995 Kere)
     
    ENDONEZYA FOTOĞRAFLARI

    Tüm Endonezya fotoğrafları için tıklayınız...
     
    EN FAZLA PUAN ALAN ÜLKE YAZILARI
    1-) Belarus Minsk Hakkında Öğrenmek İstedikleriniz. (2904)
    2-) Beyrut'tan Geliyorum... (2051)
    3-) Paris Değişiyor (1947)
    4-) Suriye De Gezinti (1849)
    5-) Malezya (1639)
    6-) Belarus (1632)
    7-) Newyork Ne Var Ne Yok (1620)
    8-) Yakutsk (1559)
    9-) Beyaz Rusya'da Eğitim Ve Minsk'te Rusça Dil Kursu (1548)
    10-) Mısır'a Giderken (1511)
    Mail: ali@baylar.com
    Seyyahamca.com sitesi 11 Eylul 2000 tarihinden beri sizlerle...

    Bu site bir    iştirakidir.