Evrenin İşletim Sistemi

Evrenin İşletim Sistemi

Evren, insani bir iradeye sahip değildir.

Ne şefkatlidir ne de zalim.

O, yalnızca işler.

Duyguları yoktur; niyeti yoktur.

Sadece yasaları vardır.

Evreni anlamanın ilk şartı, onu bir “baba figürü” ya da “kader dağıtıcısı” sanmaktan vazgeçmektir. Evren, karşısına çıkan her şeyi yargılamadan yansıtan, devasa ve tarafsız bir aynadır. Ona ne sunarsan, onu büyüterek sana geri verir.

Bu sistemi kavramayan kişi, yaşadıklarını “haksızlık” olarak adlandırır.

Kavramaya başlayan ise sorumluluğu üzerine alır.

Yaratım Yasası: Cevap Yoktur, İnşa Vardır

İnsan, zorlandığında sorular sorar:

“Neden?”, “Nasıl?”, “Ne zaman?”

Oysa evren bu sorulara cevap vermez.

Çünkü evrenin bir dili yoktur.

Sorular, yalnızca soranı rahatlatır. Gerçeklik ise sorularla değil, eylemle şekillenir. Hayat, hazır cevaplar sunmaz; yalnızca işlenmemiş bir ham madde verir.

Acı verir. Onu güce dönüştürmek sana aittir.

Kaos verir. Düzen kurmak sana aittir.

“Kaderim ne?” diye soran kişi bekler.

Kaderini yazan kişi yürür.

Doğru insan aranmaz.

Doğru insan olunur.

Yansıma ve Geri Dönüş

İnsan, yargıladığını fark etmez.

Ama sistem fark eder.

Kınanan her şey, bilinç dışından verilen bir onay gibidir. Evren bunu bir reddiye değil, bir talep olarak algılar. Ve kişi, yüz çevirdiği deneyimi yaşamadan yoluna devam edemez.

Bu yüzden sözler rastgele değildir.

Düşünceler bile sessiz siparişlerdir.

Onay Mekanizması

Evren ikna etmeye çalışmaz.

Karşı çıkmaz.

Düzeltmez.

Sadece şunu söyler:

“Öyle diyorsan, öyledir.”

İnsan kendini nasıl tanımlıyorsa, hayat da onu o tanımın içine yerleştirir. İnanç, burada ahlaki bir mesele değil; işlevsel bir gerçektir.

Frekans İlkesi

Hayatına giren insanlar tesadüf değildir.

Onlar, bulunduğun iç hâlin dışa vurumudur.

Kurban bilinciyle yaşayan biri, gücü değil; benzer yaraları çeker. Çünkü rezonans budur: benzer olan, benzeri bulur.

İnsan, çevresini değiştirmek ister.

Oysa önce frekansını değiştirmelidir.

Hareketin Önceliği

Evren durağanlığı sevmez.

Düşünceyi değil, hareketi ödüllendirir.

Bir adım, bin niyetten daha etkilidir. Çünkü sistem ancak hareketle devreye girer. Durmak, evrenle pazarlık etmektir. Ve evren pazarlık yapmaz.

Tekrar Döngüsü

Anlaşılmayan ders, kapanmaz.

Sadece ertelenir.

Bu yüzden bazı insanlar aynı hikâyeyi farklı yüzlerle yaşar. Aynı hayal kırıklığı, aynı kayıp, aynı çatışma… Değişen sadece sahnedir.

Sistem cezalandırmaz.

Tekrar ettirir.

Ta ki kişi fark edene kadar.

Korku: İçsel Navigasyon

İnsanın en çok kaçtığı yer, çoğu zaman gitmesi gereken yerdir. Korku bir engel değil, yön tabelasıdır.

Cesaret, korkunun yokluğu değildir.

Ona rağmen yürümektir.

Ve sistem, cesareti tanır.

Blöf ve Bağlanma

İnsan “asla” dediğinde, evren dinler.

“Onsuz yapamam” dediğinde, sistem sınar.

Aşırı bağlanılan her şey, bir put hâline gelir. Ve evren, putları yıkar. Çünkü insanın özünden başka mutlak dayanağı olmamalıdır.

Denge ve Ego

İnsan kendini merkezin dışına taşıdığında, sistem onu geri çağırır. Aşırı yükseliş sarhoşluk yaratır; aşırı düşüş umutsuzluk.

Ama hayat, bu iki uçta yaşanmak için değildir.

“Oldum” diyen çöker.

“Bittim” diyen yeniden başlar.

Ego kırılırken can acır.

Ama öz ortaya çıkar.

Sonuç Yerine

Evren öğretir, ama açıklamaz.

Uyandırır, ama avutmaz.

Aldığın her darbe bir uyarıdır.

Anlaşılan her ders, bir kapatmadır.

Ve insan, ancak öğrendiğinde özgürleşir.

Hatice Kadın Çeşmesi

Bu çeşme-i zemzem-âsâ mahz-ı ayn-ı rahmet-i Hakdır  

Ki Mektûbî Emin Efendi rûhıyçün olup icrâ 

Kemâl-i şefkatinden bu mahalde mâderi anın

Hatice Kadın etdi sarf-ı Tayyib-i mâl ile ihyâ 

Hudâ banisini hem oğlunu cennetde cem’itsün 

İkisin dahi âb-ı Kevser ile eyleyüb irvâ

Bu hayre Behçeti çok hizmet itdi hem didi târih

Suyun buldu yerinde âb-ı dil-cû çeşme-i ra’nâ




H. 1193/ M. 1779–1780 tarihinde inşa edilen Hatice Kadın Çeşmesi, bir anne tarafından oğlu adına yaptırılan çeşmelerden bir tanesidir. Çeşme kitabesinde Hatice Kadın isimli şahsın, oğlu Mektubi Emin Efendi’nin ruhu için yapıldığı ifade edilmiş ve anne ile oğlun Cennette buluşması temennisinde bulunulmuştur.

Buddha Heykeli Alırken…

Tayland’da birçok yerde dikkatimi çeken bir not gördüm. “Buddha’nın kafasını satın almayın! Saygısızlık etmeyin!” diye 

Turistik dükkanlarda “Buddha’nın Kafası – Buddha’s Head” olarak satılan heykelleri dindar budistler hoş karşılamıyorlar. Onlara göre Buddha’nın kafası sadece kötü anlamlara gelmekte. Bir nevi kafası kesilmiş Buddha olarak düşünüyorlar bu durumu ve hoşlanmıyorlar.

İnançlara saygı çerçevesinde bakıldığında saygı ile karşılanması gereken bir durum bu.

O nedenle eğer Buddha heykeli alacaksanız bütün beden olan heykelcikleri alarak onlara saygınızı gösterebilirsiniz.

Telefon Rehberi

Bir telefon taşıyarak hayatımızı kolaylaştıran ve bir telefonla yapabileceğimiz onlarca özellik bulunuyor. Mesela telefon rehberi; bugün binlerce telefon numarasını bir telefona sığdırabiliyoruz.

Peki cep telefonları yokken insanlar ne yapıyorlardı?
Ceplerinde Telefon Rehberi taşıyarak…

Herkesin ya cüzdanının bir köşesinde ya da çantasında mutlaka bir cep telefon rehberi bulunurdu. A’dan Z’ye önemli olan kişilerin ev ya da iş telefonları bu rehbere tek tek kaydedilirdi.

O yıllarda telefon numaraları çok basamaklı olmadığı için 4, 5 basamaklı olan telefon numaralarını ezberlemek pek bir zorluk olmuyordu..

Onlarca telefon numarasını ezberde tutmak o dönemde çok normal karşılanan bir durumdu. Şimdilerde ise on tane güncel ve önemli telefon numarasını hafızamızda tutamıyoruz.

Güzel bir hatıra olarak aklımızda kalacak o eski telefon rehberleri…

Cep Telefon Rehberi

Çin Yeni Yıl Tatili ve Covid-19

Çin Yeni Yılı çinliler için senenin en önemli günleri olarak sayılmaktadır. Genellikle ülkenin dört bir yanına iş veya yaşamak için dağılan vatandaşlar 2 hafta süren Çin Yeni Yıl Tatilinde köylerine ya da şehirlerine döner ve aileler bir araya gelir bu günlerde. 

Ailenin en yaşlısının yaşadığı ev buluşma merkezi olarak kabul edilir ve sülale kaynaşması yaşanır bu günlerde. Kırmızı zarflar içerisine hediye paraları hazırlanır ve herkes birbirine bu zarflardan hediye eder. Yaşadığı şehire özel ürünler getirilir ve servis edilir. Gece geç saatlere kadar sohbet edilir, içilir, oyunlar oynanır. Meydanlarda havai fişek gösterileri olur, çatpatlar sesle,  havai fişekler de gökyüzünde yaptıkları şovlarla geceye renk katarlar.

Her sene Çinliler uçak, tren, otobüs biletlerini aylar önceden rezervasyon yapıp alırlar, tatil yaklaştıkça bilet bulabilmek neredeyse imkansız hale gelmektedir. Tatil öncesi yoğun trafik köy yollarını bile zorlayacak duruma gelir. Ulaşım süresi uzar ve neredeyse iki üç katına ulaşır. Tatlı ve yoğun bir telaştır bu memleketine ulaşma heyecanı. 11 ay boyunca birbirini göremeyen ailelerin bir araya gelebildiği belki de tek dönemdir bu.

İşte Çin Yeni Yılı Tatili birçok sebepten dolayı Çin halkı için en önemli dönemdir.

2020 yılının başında Çin’in Wuhan Kentinden görülmeye başlayan Covid-19 hastalığı birkaç ay içerisinde hızla yayılmaya başladı ve tüm ülkeyi etkisi altına aldı. Hastalığı durdurabilmek adına Çin Komünist Partisi karar aldı ve Şubat başında olan Çin Yeni Yıl Tatilinde tüm seyahatleri iptal etti. Bu bütün seyahatlerin iptal edilmesi anlamına geliyordu. Aylar öncesinden parasını ödediği ve plan yaptığı seyahatin iptal edilmesi halkı çok huzursuz ve mutsuz etmişti. Yapacak bir şey de maalesef yoktu. Hastalığın seyahatle yayılması ciddi bir problemdi.

2020 yılının son aylarında hastalığı neredeyse bitirdiklerini düşünen çinliler Aralık ayının son günlerinde hastalığın tekrar görülmeye başlaması yüzünden hızla tedbir paketlerini sıkılaştırmaya başladılar.  Bu sene Yeni Yıl Tatili 12 Şubat 2021’de başlayacak. Alınan tedbirlerden birisi de seyahatlerin iptal edilmesi olarak açıklandı.  Bu durumda bu sene de çinliler memleketlerine gidemeyecekler. Yaşadıkları bu üzüntünün boyutunu düşünebilirsiniz. Kimileri çocuklarını anne-babalarına teslim edip başka şehirlerde çalışmaya gidiyorlar, senede 2 hafta sadece görebiliyorlar çocuklarını. Tüm sene boyunca birbirini görecekleri bu tatil gününü hayal ediyorlar. 

Maalesef bu sene de bu hayallerini gerçekleştiremeyecekler….

Mayıs ayında Çin ziyareti

Mayıs Ayında yaptığım Çin seyahatim sırasında dikkatimi çeken bazı notları sizlerle paylaşmak istiyorum:
– Çin’de inşaat çılgınlığı tüm hızıyla devam ediyor. Ev fiyatları her sene katlanarak yükseliyor. Konuştuğum çinliler, bu yükselişin bizdeki gibi birgün duracağına inanmıyorlar. Ev fiyatları milyon dolarlara ulaşmış durumda ve bu çılgınlık bir süre daha devam edeceğe benziyor.
– Amerika’nın Çin mallarına uyguladığı ek vergiler ticarete çok ciddi zarar vermiş. En büyük müşterisi Amerika olan Çin için bu ekonomik kriz anlamına geliyor. Senelerden beri sırf Amerika’ya üreten ve satan fabrikalar kapanıyor ve milyonlarca insan işsiz kalıyor. 
– 1 dolar=6,82 yuan ve dolar adım adın yükselmeye devam ediyor.İthalatçılar açısından bakılınca bu fiyatların düşeceği gibi düşünülse bile maalesef iç piyasadaki maliyetlerin çok daha fazla yükselmesi yüzünden ithal ürünlerin fiyatları da düşmeden yükselmeye devam ediyor.
– Birçok fabrika Çin’deki aşırı maliyet artışlarından dolayı Myanmar, Vietnam gibi ülkelere taşınıyor.
– Büyük şehirlerde yaşamak eskiden hayalken şimdilerde işçi kesimi kendi köyünde ve kasabasında kalmayı ve ailesinden uzaklarda yaşamayı istemiyor, bu durumda fabrikalar işçi bulmakta zorlanıyorlar. 
– En büyük sorun aşırı yükselen hayat pahalılığı, artık Çin ucuz bir ülke değil, fiyatlar Avrupa ile aynı, sebze, meyve ve günlük gıda fiyatları bir sene önceye göre ciddi yükselmiş durumda. 
– 1991 yılından beri Çin’e seyahat ediyorum ve bu ülkedeki gelişmeleri takip ediyorum. Senelerden beri ekonomisi katlanarak büyüyen Çin maalesef son yıllarda durma ve düşüşe geçmeye başladı. Umarım en kısa zamanda ciddi tedbirler alınır ve refah günlerine geri dönebilirler.